E-ISSN 1309-4866
Araştırma Makalesi
Yeni Bir Tanı Kategorisi Olarak Süreğen Depresif Bozukluk: Menderes Depresyon Çalışması Sonuçları
1 Ermenek Devlet Hastanesi, Psikiyatri Kliniği, Karaman, Türkiye  
2 İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Psikiyatri Kliniği, İzmir, Türkiye  
3 Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dalı, Aydın, Türkiye  
Arch Neuropsychiatry 2015; 52: 359-366
DOI: 10.5152/npa.2015.7589
706 kez okundu, 374 kez indirildi

Anahtar Kelimeler: Depresyon, distimik bozukluk, çifte depresyon, prevalans
Özet

Amaç: Süreğen depresif bozukluk (SDB) Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (DSM) 5’te yer alan yeni bir tanı kategorisi olup, DSM-IV’teki kronik major depresif bozukluk ve distimik bozukluk tanılarını kapsamına almaktadır. Bu çalışmada depresif yakınmaları olan hastaların ne kadarının epizodik karakterli major depresif bozukluk (MDB) ne kadarının SDB tanı ölçütlerini karşıladıklarının kesitsel olarak belirlenmesi, bu hastaların çeşitli sosyodemografik ve klinik değişkenler açısından homojen bir grup oluşturup oluşturmadığının ve major depresyonu olan hastalardan ayrışıp ayrışmadığının incelenmesi amaçlanmıştır.

 

Yöntem: Psikiyatri kliniğinde majör depresyon ve/veya distimi tanısıyla tedavi gören 140 hasta çalışmaya alındı. Hastaların DSM-IV Eksen I tanıları DSM-IV eksen-I bozuklukları için yapılandırılmış klinik görüşme (SCID-I) yoluyla belirlendi. Depresif tablonun klinik şiddeti Hamilton Depresyon Ölçeği yardımıyla, intihar düşünceleri ve girişimleri Eskin İntihar Davranışları Ölçeği ile değerlendirildi.

 

Bulgular: Hastaların %39’unda epizodik gidiş gösteren MDB, %61’inde ise SDB söz konusu olduğu belirlendi. MDB hastalarına göre SDB hasta grubunun yaşlarının daha yüksek (d=0,54), eğitim düzeylerinin daha düşük (d=-0,55) olduğu; daha sık olarak yaygın anksiyete bozukluğu eştanısı aldıkları (OR=3,7), semptomatik olarak daha sık olarak somatik belirtiler, anksiyete, umutsuzluk ve karamsarlık yaşadıkları belirlendi. Ancak süreğen depresif bozukluğu olan hastaların depresif semptom şiddeti ve intihar davranışları açısından homojen bir grup oluşturmadığı belirlendi.

 

Sonuç: Çalışmanın bulguları depresif hastaların çoğunda aslında epizodik değil süreğen bir rahatsızlığın söz konusu olduğunu düşündürmektedir. Kesitsel bakış açısına sahip klinisyen ve araştırmacıların hastaların çoğunda MDB’yi tanıma eğiliminde olmalarına karşılık, uzunlamasına bakış açısına sahip olanların çoğu hastada bozukluğun süreğen olduğunu fark etmelerinde şaşırtıcı bir yan yoktur. DSM-5’te yer alan SDB tanı kategorisi bu iki bakış açısının birleştirilmesi yoluyla depresif bozuklukların doğasını daha iyi anlamamıza ve tedavi sonuçlarını iyileştirmemize katkıda bulunabilecektir.

 

Anahtar Kelime
Yazarlar
Tümü
Yazar Köşesi
Duyurular
Anket
AVES | Copyright © 2017 Türk Nöropskiyatri Derneği | Son Güncelleme: 03.10.2017