ISSN : 1300-0667
Yıl: 2011 Cilt: 48 Sayı : 1
Araştırma Makalesi
Yıl: 2011
Ay:
Cilt: 48
Sayı : 1
603 kez görüntülendi
Geliş Tarihi
Kabul Tarihi
Kronik Böbrek Yetmezliği Olan Hastalarda Yorgunluğa Etki Eden Faktörlerin Değerlendirilmesi
Doi: 10.4274/npa.y5699
Hatice Yorulmaz;

Nermin Karahaliloğlu;

Şeyma Kürtünlü;

Çağla Türkyılmaz;

Nalan Hacıoğlu;

Yazışma Adresi
Hatice Yorulmaz;
Özet

Hatice YORULMAZ, Nermin KARAHALİLOĞLU, Şeyma KÜRTÜNLÜ, Çağla TÜRKYILMAZ, Nalan HACIOĞLU
 

Amaç: Çalışma kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda yorgunluğa etki eden faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla yapıldı.  

Yöntemler: Veriler 401 kronik böbrek yetmezliği hastasına tanıtıcı bilgi formu, Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Yorgunluk Etki Ölçeği (YEÖ) ve Yorgunluk Şiddeti Ölçeği (YŞÖ) uygulanarak toplandı. İstatistiksel değerlendirmede;  t-testi, tek yönlü varyans analizi, Tukey testi, Pearson korelasyon analizi kullanıldı.

Bulgular: Hastaların %46’sı 46-64 yaş grubunda, %55.1’i erkek, %70.8’i evli, %64.1’i ilköğretim mezunu, %39.2’ si ev hanımı, %66.3’ ünün ekonomik durumunun orta, %59.1’inin 5 yıl ve üzeri tanı, %50.4’ünün 5 yıl ve üzeri tedavi süresi aldığı, %48.4’ünün hastalık hakkında az bilgi sahibi olduğu, %86’sının psikolojik yardım almadığı, %70.8’ inin hastalıkla ilgili eğitim almadığı belirlendi. Yorgunluğun hastalardan 65-89 yaş grubundakilerin, kadınların, okuryazar olmayanların, ev hanımlarının, ekonomik durumu kötü olanların, hastalık hakkında az bilgi sahibi olanların ve eğitim durumu düşük olanların günlük yaşamlarını daha fazla etkilediği; 65-89 yaş grubundakilerin, okuryazar olmayanların, ev hanımlarının, ekonomik durumu orta olanların, hastalık hakkında bilgi sahibi olmayanların yorgunluk şiddetlerinin daha yüksek olduğu saptandı. Hastaların anksiyete düzeylerinin yorgunluk etki ve şiddeti düzeylerini etkilediği görüldü (p<0.01).  

Sonuç: Kronik böbrek yetmezliği hasta gruplarına ait değişkenler göz önünde bulundurularak hastalara yorgunluk ve anksiyete ile ilgili farklı eğitim programlarının düzenlenmesi önerilebilir. (Nöropsikiyatri Arşivi 2011; 48: 59-65)

Tam Metin

Hatice YORULMAZ, Nermin KARAHALİLOĞLU, Şeyma KÜRTÜNLÜ, Çağla TÜRKYILMAZ, Nalan HACIOĞLU

haticeyorulmaz@hotmail.com
 

Amaç: Çalışma kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda yorgunluğa etki eden faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla yapıldı.  

Yöntemler: Veriler 401 kronik böbrek yetmezliği hastasına tanıtıcı bilgi formu, Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Yorgunluk Etki Ölçeği (YEÖ) ve Yorgunluk Şiddeti Ölçeği (YŞÖ) uygulanarak toplandı. İstatistiksel değerlendirmede;  t-testi, tek yönlü varyans analizi, Tukey testi, Pearson korelasyon analizi kullanıldı.

Bulgular: Hastaların %46’sı 46-64 yaş grubunda, %55.1’i erkek, %70.8’i evli, %64.1’i ilköğretim mezunu, %39.2’ si ev hanımı, %66.3’ ünün ekonomik durumunun orta, %59.1’inin 5 yıl ve üzeri tanı, %50.4’ünün 5 yıl ve üzeri tedavi süresi aldığı, %48.4’ünün hastalık hakkında az bilgi sahibi olduğu, %86’sının psikolojik yardım almadığı, %70.8’ inin hastalıkla ilgili eğitim almadığı belirlendi. Yorgunluğun hastalardan 65-89 yaş grubundakilerin, kadınların, okuryazar olmayanların, ev hanımlarının, ekonomik durumu kötü olanların, hastalık hakkında az bilgi sahibi olanların ve eğitim durumu düşük olanların günlük yaşamlarını daha fazla etkilediği; 65-89 yaş grubundakilerin, okuryazar olmayanların, ev hanımlarının, ekonomik durumu orta olanların, hastalık hakkında bilgi sahibi olmayanların yorgunluk şiddetlerinin daha yüksek olduğu saptandı. Hastaların anksiyete düzeylerinin yorgunluk etki ve şiddeti düzeylerini etkilediği görüldü (p<0.01).  

Sonuç: Kronik böbrek yetmezliği hasta gruplarına ait değişkenler göz önünde bulundurularak hastalara yorgunluk ve anksiyete ile ilgili farklı eğitim programlarının düzenlenmesi önerilebilir. (Nöropsikiyatri Arşivi 2011; 48: 59-65)


 

Yorgunluk, aşırı fiziksel ya da zihinsel aktivite sonucu ortaya çıkan ve bireyin fonksiyonel kapasitesini etkileyen bir durumdur. Yorgunluk sağlıklı kişilerde, aşırı fiziksel egzersiz ya da yetersiz uyku sonucunda görülürken; böbrek, kalp yetersizligi, romatoid artrit ile kanser gibi bazı kronik hastalıklarda hastalığın ve tedavinin etkilerine bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir (1).  Hastalıklarla birlikte ortaya çıkan yorgunluğun derecesini fizyolojik, psikolojik ve durumsal faktörlerin birlikteliği belirler (2).  Yorgunluğun etiyolojisi tam olarak bilinmemekle birlikte yorgunluğa neden olan psikososyal faktörlerin başında; stres, anksiyete ve motivasyon azalması gelmektedir (3). Bu faktörlerden anksiyete düzeyinin yüksek olması hastanın hastalığı olumsuz algılamasına yol açar, sosyal etkileşimini bozabilir ve kişinin kendisini yorgun hissetmesine sebep olabilir. Kronik böbrek yetmezliği (KBY) hastalarında sık görülen belirtilerden biri olan yorgunluk, kardiyovasküler, hematopoetik, metabolik ve endokrin sistem işlevlerinin etkilenmesi sonucu ortaya çıkmaktadır.  Hastalık tablosuna ek olarak, hemodiyaliz uygulaması nedeniyle kısıtlamalar (diyet, gelecek ile ilgili planlar), beden imajında değişiklikler (idrar yapamama, cinsel etkinlikte azalma), bağımlılığın artması, ölüm tehdidi, aile içindeki rollerin değişmesi, ekonomik sorunlar, sosyal aktivitelerde azalma, sağlık çalışanlarının olumsuz tavırları, sağlık çalışanları ile iletişim eksikliği gibi faktörler de stres, anksiyete, suçluluk, düşmanlık, depresyon, endişe, kendini değersiz görme gibi çeşitli psiko-sosyal sorunların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir (4).  Bu çalışmada, KBY olan hastalarda yorgunluğa etki eden faktörleri incelemeyi amaçladık.


 

 Örneklem

Araştırma verileri 25.11.2009-25.01.2010 tarihleri arasında izin alınan beş diyaliz merkezi ve bir böbrek vakfında izlenen,  en az 18 yaşında, 6 ay süredir tanı alan hemodiyaliz hastalarından toplanmıştır. Araştırmanın evrenini veri toplama sürecinde başvuran 1098 diyaliz hastası; örneklemini ise 401 diyaliz hastası oluşturdu.

Uygulanan Ölçekler

Hastalara sosyo-demografik ve hastalığa ilişkin bilgilerden oluşan tanıtıcı bilgi form, Yorgunluk Şiddet Ölçeği (YŞÖ), Yorgunluk Etki Ölçeği (YEÖ) ve Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) uygulanmıştır.

Beck Anksiyete Ölçeği

BAÖ, Ulusoy ve arkadaşları (1998) tarafından Türkçe’ye çevrilmiş olup anksiyete belirtilerinin sıklığının belirlenmesi amacıyla kullanılır (5). BAÖ 21 maddeden oluşan,  “hiç” , “hafif derecede”,  “orta derecede”,  “ciddi derecede” seçeneklerini içeren ve 0-3 arası puanlanan Likert tipi bir ölçektir.  Puan aralığı 0-63 olup,  toplam puanın yüksekliği bireyin yaşadığı anksiyetenin şiddetini gösterir. Çalışmanın BAÖ Cronbach alfa değeri 0.906 olarak bulunmuştur.

Yorgunluk Şiddet Ölçeği

YŞÖ, Krupp ve arkadaşları tarafından 1988’de multiple skleroz hastalarındaki yorgunluk şiddetini ölçmek amacıyla geliştirilmiştir (6).  Ölçeğin Türkçe versiyonu Armutlu ve arkadaşları tarafından (2007) multiple skleroz hastalarında uygulanmıştır (7).  Çalışmanın Cronbach alfa değeri 0,978 olarak bulunmuştur.  Ölçek 9 sorudan oluşmakta olup likert tipindedir.  Her bir soru 1 (hiç katılmıyorum) -7 (tamamıyla katılıyorum) arasında puanlanır.  YŞÖ puanı soruların ortalama değeridir.  YŞÖ’de ortalama puan 5 ve üzeri ise ‘’yorgunluk var’’ olarak değerlendirilir.

Yorgunluk Etki Ölçeği

YEÖ, günlük yaşam kalitesi ve günlük yaşam aktivitelerinde yorgunluğun etkisini ölçmek amacıyla kullanılır.  Fisk ve arkadaşları tarafından (1994) kliniksel ve deneysel çalışmalarda kullanılarak geliştirilmiştir (8).  Ölçeğin Türkçe versiyonu Armutlu ve arkadaşları tarafından (2007) multiple skleroz hastalarında uygulanmıştır (7). Çalışmanın Cronbach alfa değeri hemodiyaliz hastalarında ise 0.968 olarak bulunmuştur.  Ölçek 40 sorudan oluşan likert tipinde bir ölçektir ve 0-4 arası puanlama yapılır.  Maksimum toplam puan 160’tır.  Yorgunluğun etkisi hiç/biraz/orta/önemli/çok önemli/ problemi var şeklinde yorumlanır.

İstatistiksel Analiz

Çalışmamızda bağımsız değişken olarak sosyo-demografik özellikler hastalığa ilişkin özellikler, BAÖ puanı, bağımlı değişkenler olarak ise yorgunluk etki ölçeği ve yorgunluk şiddet ölçeği puanı kullanılmıştır.  Verilerin istatistiksel analizi, bilgisayar ortamında SPSS 15.0 istatistik analiz paket programı ile t-testi, tek yönlü varyans analizi ve ardından Tukey testi, Pearson korelasyon analizi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.


 

Araştırmamızdaki örneklem grubunun yaş ortalaması 57.34±14.61 idi.  Hastaların BAÖ’ den aldıkları toplam puanın ortalaması 17.66±12.46, YEÖ den aldıkları toplam puanın ortalaması 58.92±34.66 ve YŞÖ den aldıkları toplam puanın ortalaması 5.63±1.70 olarak bulundu. Hastaların yaş grubu değişkenine göre YEÖ ve YŞÖ puanları arasında yapılan tek yönlü varyans analizi ve ardından yapılan Tukey testi sonuçlarına göre, 65-89 yaş grubundaki YEÖ ve YŞÖ’ den 19-45 yaş grubundaki hastalardan (p<0.001) ve 46-64 yaş grubundaki hastalardan (p<0.01, p<0.05) daha yüksek puan aldıkları saptandı.

Hastalarının cinsiyet değişkenine göre YEÖ ve YŞÖ puanları arasında yapılan t-testi sonuçlarına göre, kadın hastalar YEÖ ve YŞÖ’ den erkek hastalara göre daha yüksek puan aldıkları saptandı. (p<0.001).

Okur-yazar olmayan hastalar YEÖ’den, lise mezunu hastalara (p<0.001), lisans ve üzeri mezunu olan hastalara göre (p<0.01); Okur-yazar olmayan hastalar YŞÖ’ den ilköğretim mezunu hastalara (p<0.05),  lise mezunu hastalara (p<0.001) ve lisans ve üzeri mezunu hastalara göre (p<0.01); ilköğretim mezunu hastalar YEÖ’ den, lise mezunu hastalara göre daha yüksek puan aldığı görüldü (p<0.05);

Ev hanımı hastalar YEÖ’den, işçi hastalara (p<0.001) ve memur hastalara göre (p<0.01); ev hanımı hastalar YŞÖ’den, işçi grubu hastalara (p<0.01), esnaf grubu hastalara (p<0.01) ve memur grubu hastalara göre daha yüksek puan aldıkları saptandı (p<0.05).

Ekonomik durumu kötü olan hastalar YEÖ’den, ekonomik durumu iyi olan hastalara göre (p<0.001); ekonomik durumu orta düzeyde olan hastaların YEÖ ve YŞÖ’den, ekonomik durumu iyi olan hastalara göre (p<0.001, p<0.01) daha yüksek puan aldıkları görüldü.  Hastaların medeni durumlarına göre YEÖ toplam puanları ve YŞÖ ortalama puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05) (Tablo 1, 2).       

Hastalıklarıyla ilgili az bilgi sahibi olan hastaların YEÖ’den, hastalıklarıyla ilgili yeterli bilgi sahibi olan hastalara göre (p<0.01); hastalık hakkında hiç bilgi sahibi olmayan hastaların YŞÖ’ den, hastalık hakkında yeterli bilgi sahibi olan hastalara göre (p<0.001) ve hastalık hakkında az bilgi sahibi olan hastalara göre (p<0.001) daha yüksek puan aldıkları görüldü. 

Yorgunluk ve anksiyetenin tedaviden kaynaklandığını düşünen hastaların YEÖ ve YŞÖ’den, yorgunluk ve anksiyetenin tedaviden kaynaklanmadığını düşünen (p<0.01, p<0.001) ve yorgunluk ve anksiyetenin tedaviden kaynaklandığını kısmen düşünen hastalara göre (p<0.05, p<0.001); yorgunluk ve anksiyetenin tedaviden kaynaklanmadığını düşünen hastalar YŞÖ’den, yorgunluk ve anksiyetenin tedaviden kaynaklandığını kısmen düşünen hastalara göre (p<0.01) daha yüksek puan aldıkları saptandı. 

Diyalizde iken kendini her zaman yorgun hisseden hastaların YEÖ’den, diyalizde iken kendini genellikle yorgun hisseden (p<0.05), kendini nadiren yorgun hisseden ve hiçbir zaman yorgun hissetmeyen hastalara göre (p<0.001) daha yüksek puan aldıkları saptandı.

Diyalizde iken kendini her zaman yorgun hisseden hastaların YŞÖ’den, kendini nadiren yorgun hisseden ve hiçbir zaman yorgun hissetmeyen hastalara göre (p<0.001) daha yüksek puan aldıkları bulundu.

Diyalizde iken kendini genellikle yorgun hisseden hastaların YŞÖ’den, kendini nadiren yorgun hisseden hastalar (p<0.05) ve hiçbir zaman yorgun hissetmeyen hastalara göre (p<0.001) daha yüksek puan aldıkları bulundu.

Diyalizden çıktıktan sonra çok yorgun olan hastaların YEÖ’den, diyalizden çıktıktan sonra biraz yorgun olan hastalar (p<0.05), diyalizden çıktıktan sonra hiç yorgun olmayan hastalar (p<0.001) ve diyalizden önce daha yorgun olan hastalara göre (p<0.001) daha yüksek puan aldıkları saptandı.

Diyalizden çıktıktan sonra çok yorgun olan hastaların YŞÖ’den, diyalizden çıktıktan sonra hiç yorgun olmayan hastalara (p<0.001)  ve diyalizden önce daha yorgun olan hastalara göre (p<0.001) daha yüksek puan aldıkları bulundu.

Diyalizden çıktıktan sonra biraz yorgun olan hastaların YŞÖ’den,  diyalizden çıktıktan sonra hiç yorgun olmayan hastalardan (p<0.05) ve diyalizden önce daha yorgun olan hastalardan (p<0.001) daha yüksek puan aldıkları bulundu.

Hastalıklarıyla ilgili eğitim almayanlar YEÖ’den, hastalıklarıyla ilgili eğitim alanlardan (p<0.001) daha yüksek puan aldıkları saptandı. Hastaların tanı ve tedavi süreleri değişkenine göre,  psikolojik yardım alma değişkenine göre YEÖ toplam puanları ve YŞÖ ortalama puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05). Hastaların hastalıklarıyla ilgili eğitim alma durumu değişkenine göre YŞÖ ortalama puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05) (Tablo 3, 4).       

Yapılan Pearson korelasyon analizi sonuçlarına göre anksiyete puanları ile yorgunluk etki düzeyi (r= 0.56, p<0.01) arasında pozitif yönde anlamlı güçlü ilişki; yorgunluk şiddet düzeyi ile (r=0.27, p<0.01) pozitif yönde anlamlı orta düzeyde ilişki saptandı. YEÖ puanı ile YŞÖ  (r=0.42, p<0.01) puanı arasında pozitif yönde anlamlı orta düzeyde ilişki saptandı (Tablo 5).


 

Çalışmamızdaki hemodiyaliz hastalarının düşük düzeyde anksiyeteye sahip oldukları görüldü. Çelik (2007) hemodiyaliz hastalarının orta düzeyde anksiyeteye sahip olduğunu bulmuştur (9). Ayrıca YŞÖ değerlendirmesine göre hastaların yorgun olduğunu ve YEÖ değerlendirmesine göre bu yorgunluğun günlük yaşam aktivitelerini biraz etkilediğini saptadık.  Bossalo ve arkadaşları (2009) yorgunluğa etki eden en önemli faktörler arasında anksiyete, depresyon olduğunu göstermiştir (10).  Brunier ve Graydon (1996)  KBY olan hastalarda yorgunluğun en sık yakınılan ve hastaların günlük yaşam aktivitelerini en çok etkileyen faktör olduğunu belirtmişlerdir (11). Çalışmamızda; yorgunluğun 19-45 yaş ve 46-64 yaş grubu hastaların günlük yaşam aktivitelerini biraz etkilerken, 65-89 yaş grubu hastaların yaşam aktivitelerini orta düzeyde etkilediği görüldü.  Çalışmamızda bütün yaş grubundakilerin yorgun olduğu, en yorgun grubun 65-89 yas grubu oldugu, bunu sirasiyla 46-64 ve 19-45 yas grubunun izledigi görüldü.  Yorgunluğun yaşla birlikte ortaya çıkan fizyolojik değişikliklerden ve uzun süre kronik bir hastalığın varlığının neden olduğu biyo-psiko-sosyal sorunlardan kaynaklandığı düşünülebilir.  Yorgunluğun erkek hastaların günlük yaşam aktivitelerini biraz etkilerken, kadın hastaların yaşam aktivitelerini orta düzeyde etkilediği ve kadınların erkeklere göre daha yorgun oldukları bulundu. Baydoğan ve Dağ (2008) büyük yaş grubundaki ve kadın hemodiyaliz hastalarının daha depresif olduğunu göstermiştir (12). Kadın hastaların daha yorgun olmasının nedeni toplumumuzda ev içinde kadınlardan beklenen sorumlulukların daha fazla olması olabilir. Akyol ve Karadakovan (2002) medeni durumun hemodiyaliz hastalarında öz bakım gücüne etkisinin olmadığını saptamıştır (13). Araştırmamızda evli ve bekar KBY hasta gruplarinda yorgunluklarinin günlük yasam aktivitelerini biraz etkiledigi görüldü, ancak her iki grup arasinda istatistiksel olarak fark yoktu. Bu da ailesel desteğin hastaların yorgunluk düzeylerine önemli bir etkisinin olmadığını düşündürebilir. Okuryazar olmayanların yorgunluklarının yaşantılarını orta düzeyde etkilediği, diğer hastaların yorgunluklarının yaşantılarını biraz etkilediği belirlendi.  Sarı ve arkadaşları (2010) periton diyalizi tedavisi alan hastalarda hasta eğitim düzeyi yükseldikçe hasta sağ kalım oranınında artış olduğunu  göstermiş, buna sebep olarak da eğitim düzeyinin hastaların tedaviyi kolay anlayıp uyum sağlamalarında önemli bir faktör olduğunu ileri sürmüştür (14).  Ev hanımı olan hastalarda yorgunluk durumu günlük yaşamı orta düzeyde etkilerken, diğer meslek grubundaki hastalarda yorgunluk durumu günlük yaşamı biraz etkilemiştir.  Ev hanımlarının yorgunluk şiddet puanının diğer meslek gruplarından daha yüksek olduğu görüldü. Ev hanımlarında yorgunluk; hastalıktan kaynaklanan fiziksel ve psikolojik yıpranma paylarının yüksek olmasının yanı sıra evde iş yükünün yüksek olması, eve bağımlı olmaya bağlı stres ve depresyona neden olan tetikleyici faktörlere daha fazla maruz kalmaları gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Ekonomik durumu kötü olan hastaların yorgunlukları yaşantılarını orta düzeyde etkilerken diğer gruptaki hastaların yaşantılarını biraz etkilediği,  ekonomik durumu kötü ve orta olan hastaların yorgun olduğu, ekonomik durumu iyi olan hastaların yorgun olmadığı saptandı. Bakoğlu ve arkadaşları da (2009) ekonomik düzeyi yüksek olan periton diyalizi hastalarının öz bakım güçlerinin daha iyi olduğunu tespit etmişlerdir (15). Ekonomik düzey hastaların sağlık hizmetlerine ulaşmasında ve yararlanmasında etkili bir faktör olup hastaların yaşam aktivitelerinde daha az güç sarf etmeleri sonucu yorgunluklarının azalmasina da neden olabilir. 

Tanı ve tedavi süresine göre tüm gruptaki hastaların yorgun oldukları, YEÖ puan değerlendirmesine göre yorgunluklarının yaşamlarını biraz etkilediği görüldü.  Güler ve arkadaşları (2007) diyaliz süresinin artışıyla birlikte tedaviye uyumun da arttığını göstermiştir (16). Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda tanı ve tedavi süresi arttıkça depresyon ve anksiyete düzeylerinin de arttığı gösterilmiştir. (17) Hastaların depresyon düzeylerinin saptanmaması çalışmanın eksikliklerindendir.

Hastalar hastalıklarıyla ilgili aldıkları eğitim durumlarına göre puanın; bütün gruptaki hastaların yorgun oldukları ancak eğitim almayan hastaların yorgunluklarının günlük yaşamlarını  daha fazla etkilediği görüldü. Yıldırım (2006) yaptığı çalışmada KBY hastalarına gevşeme egzersizleriyle ilgili eğitim vermiş ve eğitim sonrası hastalarda iskelet kası gerginliği ve kasılmalarının hafiflediğini, uykunun düzeldiğini görmüştür (18). İlginin ağrıdan başka yöne çekilmesi gibi nedenler kişinin anksiyete düzeyinin azalmasına, böylece yorgunluğunun da azalmasına etki etmiş olabilir. Karadeniz ve arkadaşları (2003) hemodiyaliz hastalarının hastalıkları hakkında bilgilendirilmesinin, tedaviye ve diyetlerine uyma, yan etkilerden korunma, yaşam düzenini sağlama ve kendi bakımını gerçekleştirmede yol gösterici olduğunu bildirmiştir (19). Buna göre; KBY hastalarına verilecek etkin bir eğitim programı anksiyete ve yorgunluk düzeyini düşürebilir. 

Araştırmamızda hastaların aldıkları psikolojik yardımın yorgunlukları ve yorgunluk şiddetleri üzerine herhangi bir etkisi olmamıştır.  Hastaların antidepresan veya diğer ilaç kullanımının araştırılması da yorgunluğun nedenlerini anlamak açısından yararlı olabilir. Yorgunluk ve anksiyetelerinin sebebinin tedaviden kaynaklandğını düşünenlerin yorgun oldukları ve yorgunluklarının yaşamlarını biraz etkilediği görüldü.

 Diyalizdeyken hiç yorgunluk hissetmeyen hastaların hiç yorgun olmadığını, diğer gruptakilerin ise yorgun olduğunu gördük.  Diyalizdeyken kendisini her zaman yorgun hisseden hastaların yorgunlukları yaşamlarını orta düzeyde etkilerken, diğer gruptaki hastaların yorgunlukları yaşamlarını biraz etkilemiştir. Hastaların yorgunluklarının nedenleri arasında hastalığın fiziksel etkileriyle beraber hastalığın kronik olması, hemodiyaliz makinasına bağımlı olma, diyetteki ciddi kısıtlamalar ve tüm bu nedenlere bağlı olarak bireyin günlük yaşantısını devam ettirmedeki zorlukları, sosyal ilişkilerin kısıtlı olması gibi faktörler düşünülebilir. Çalışmamızla paralel olarak Cardenas çalışmasında (1982) KBY hastalarının %84’ünün yorgunluktan yakındıklarını saptamıştır (20).  Diyalizden sonra yorgunluk durumu değişkeni incelendiğinden diyalizden önce daha yorgun olan hastaların yorgun olmadığını; diğer gruptaki hastaların ise yorgun olduğunu gördük. Diyalizden sonra çok yorgun olan hastaların yorgunlukları yaşamlarını orta derecede etkilerken; diğer gruptaki hastaların yorgunlukları yaşamlarını biraz etkilemektedir. Diyaliz hastalarında aşırı sıvı birikimi kan basıncını yükseltir, kalbin yükünü artırır (13).  Bu durumun da diyalizden çıktıktan sonra hastalarda yorgunluğa sebep olduğu düşünülebilir. Lobbedez ve arkadaşları (2008) diyalize giren hastaların diyalize girmeyen hastalara göre yorgunluk puanının yüksek olduğunu saptamıştır (22). Bu açıdan sağlık çalışanları tarafından diyaliz öncesi ve sonrası hastalara yorgunluk durumları ile ilgili eğitim vermek yararlı olabilir. Hekimlerin diyaliz hastalarında yorgunluğu klinik olarak belirlemesi güç olabilir ve yorgunluğun sosyo-demografik ve hastalığa ilişkin parametrelerin yanında fizyolojik pek çok nedeni olabilir (23). Bu açıdan fizyolojik ve diğer psikolojik parametrelerin ve ilaç kullanım özelliklerinin olmayışı çalışmamızın kısıtlılıklarındandır.

Sonuç

Araştırmamızda, hastaların anksiyete düzeylerinin yorgunluklarında ve yorgunluklarının günlük yaşantılarında etkisi olduğu görüldü. Hastaların yorgun olması psikolojik olarak kendini kötü durumda hissetmesine ve hastalığı ile ilgili kaygı duymasına sebep olabilir. KBY hastalarına yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek, ekonomik durum, hastalıkla ilgili bilgi sahibi olma ve eğitim alma durumu gibi değişkenleri göz önüne alınarak hastalık semptomları ile ilgili etkin eğitim programlarının hazırlanması kaygı düzeylerini azaltarak yorgunlukları ile baş etmelerini kolaylaştırabilir.


 

1. Morrow GR, Shelke AR, Roscoe JA et al. Management of cancer releated fatique. Cancer Investigation 2005; 23:229-39. 

2.  Ream E,  Richardson, A. Fatigue: A Concept Analysis. International Journal of Nursing Studies 1996; 33:519-29.

3. Alhberg K, Ekman T, Gaston-Johansson F ve ark. Assessment and management of cancer-related fatigue in adults. Lancet 2003; 362:640-50.

4. Özkan S. Konsültasyon liyezon psikiyatrisi: Tarihçesi, tanımı, kavramları, işlevleri ve ilkeleri.  Özkan S editör.  Psikiyatrik Tıp: Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi İstanbul 1994; s.1-25.

5. Ulusoy M, Şahin NH, Erkmen H. Turkish version of the Beck Anxiety Inventory. Psychometric properties. 1998; 12:163-72. 

6. Krupp LB, Alvarez LA, LaRocca NG ve ark. Fatigue in multiple sclerosis. Arch Neurol 1988; 45:435-7.

7. Armutlu K, Korkmaz NC, Keser I et al.  The validity and reliability of the Fatigue Severity Scale in Turkish multiple sclerosis patients. Int J Rehabil Res 2007; 30:81-5. 

8. Fisk JD, Pontefract A, Ritvo PG et al. The impact of fatigue on patients with multiple sclerosis. Can J Neurol Sci 1994; 21:9-14.

9. Çelik HC, Acar T. Kronik Hemodiyaliz hastalarında depresyon ve anksiyete düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi. Fırat Tıp Dergisi 2007; 12:23-7.

10. Bossola M, Luciani G, Tazza L. Fatigue and its correlates in chronic hemodialysis patients. Blood Purif  2009; 28:245-52.

11. Brunier G, Graydon JA. Comparison of two methods of measuring fatigue in patients on chronic hemodialysis:visual analogue vs likert scale. Int J Nurs Stud 1996; 33:338-48.

12. Baydoğan M, Dağ İ . Hemodiyaliz Hastalarındaki Depresiflik Düzeyinin Yordanmasında Kontrol Odağı, Öğrenilmiş Güçlülük ve Sosyotropi-Otonomi. Türk Psikiyatri Dergisi 2008; 19:19-28.

13. Akyol AD, Karadakovan A. Hemodiyalize giren hastaların yaşam kalitesi ve öz-bakım gücü ile bunlar üzerine etkili değişkenlerin incelenmesi. Ege Tıp Dergisi 2002; 2:97-106.

14. Sarı F, Sarıkaya M, Eren M ve ark. Periton Diyalizi Hastalarında Demografik Özellikler ve Sosyal Durumun Hasta Sağ Kalımına Etkisi. Türk Nefroloji Diyaliz ve Transplantasyon Dergisi 2010; 19:121-3.

15. Bakoğlu E, Şekerci K, Yaman S ve ark. Periton diyalizli hastalarda öz-bakım gücü. Fırat Saglık Hizmetleri Dergisi 2009; 4:65-78.

16. Güler Ö, Yüksel Ş, Acartürk G ve ark. Hemodiyaliz tedavisi alan son dönem böbrek yetmezliği hastalarında psikososyal değerlendirme. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2007; 8:173-8.

17. Taskapan H. Psychiatric disorders and large interdialytic weight gain in patients on chronic haemodialysis. Nephrology 2005; 10:15.

18. Yıldırım YK, Fadıloğlu C. The effect of progressive muscle relaxation training on anxiety levels ond quality of life in dialysis patients. EDTNA ERCA J 2006; 32:86-8. 

19. Karadeniz G, Eşit M, Altıparmak S. Hemodiyalize giren hastalarda planlı eğitimin etkisi. Çınar Dergisi 2003; 9:47-50.

20. Cardenas DD, Kutner NG. The problem of fatigue in Dialysis Patients. Nephron 1982; 30:336-40.

21. Dorhout Mees EJ, Özbaşlı Ç, Akçiçek F. Cardiovascular disturbances in hemodialysis patients. J Nephrol 1995; 8:71-8.

22. Lobbedez T, Desbordes E, Joly F et al. Fatigue in elderly patients on dialysis. Nephrol Ther 2008; 4:584-9.

23. Jhamb M, Weisbord SD, Steel JL et al. Fatigue in patients receiving maintenance dialysis: a review of definitions, measures, and contributing factors. Am J Kidney Dis. 2008; 52:353-65.



Anksiyete, kronik böbrek yetmezliği, yorgunluk

Anahtar Kelimeler
Anksiyete, kronik böbrek yetmezliği, yorgunluk
2012 © Galenos Yayınevi | Her Hakkı Saklıdır. Gizlilik Bildirimi | Erişilebilirlik