ISSN : 1300-0667
Yıl: 2009 Cilt: 46 Sayı(Ek) : 1
Özgün Araştırma
Yıl: 2009
Ay:
Cilt: 46
Sayı(Ek) : 1
482 kez görüntülendi
Geliş Tarihi
Kabul Tarihi
Gözden Geçirilmiş Fiziksel Anhedoni Ölçeğinin Türkçe Formunun Üniversite Öğrencilerinde Geçerlilik ve Güvenilirliği
Özet

Bora BASKAK, Meram CAN SAKA, İpek GÖNÜLLÜ, Müge ARTAR, Erguvan Tuğba ÖZEL KIZIL, M. Kazım YAZICI, Füsun ÇUHADAROĞLU, Özden PALAOĞLU, E. Cem ATBAŞOĞLU
 

Amaç: Anhedoni, Rado ve Meehl gibi araştırmacılar tarafından, hem şizofreni hem de şizotipide, diğer belirtilerin onun etrafında geliştiği, kalıtılan, esas belirti olarak görülmüştür. Anhedoni, ancak Andreasen tarafından negatif belirtilerden biri olarak tanımlandıktan sonra,  şizofreninin önemli ve standart belirtileri arasında yerini almıştır. Chapman anhedoniyi fiziksel ve sosyal anhedoni başlıkları altında incelemiş ve 1976 yılında Fiziksel Anhedoni Ölçeğini (FAÖ) geliştirmiş ve şizotipi araştırmalarında sıklıkla kullanılmıştır. Bu çalışmada FAÖ’nün Türkçe formunun üniversite öğrencilerinde geçerliği ve güvenilirliği araştırılmıştır.

Yöntemler: Ölçeğin Türkçeye çevrilmesini ve bazı maddelerde kültürel uyarlama yapılmasını takiben FAÖ üniversite öğrencilerine 3 hafta arayla iki kez uygulanmıştır.

Bulgular: İç tutarlılık bakımından cronbach a değerleri; tüm örneklemde 0,84, erkeklerde 0.85, kadınlarda 0.82 bulunmuştur. 61 maddeden oluşan orijinal ölçeğin 11 maddesinin madde-toplam korelasyon değerleri düşük bulunduğu için Türkçe formdan çıkarılması uygun görülmüştür. Test-tekrar test güvenilirliği 0.60 olarak saptanmıştır.

Sonuç: İç tutarlılığı ve test-tekrar test güvenilirliği kabul edilebilir sınırlarda olan ölçeğin Türkçe formu, ülkemizde şizotipi araştırmalarında ve kavramla ilgili özgün hipotezlerin sınanması amacıyla kullanılabilir. Fiziksel anhedoninin kültürel özelliklerden fazlasıyla etkilenen bir kavram olduğu akılda tutulmalıdır. (Nöropsikiyatri Arşivi 2009; 46 Özel Sayı: 43-8)

Tam Metin

Bora BASKAK, Meram CAN SAKA, İpek GÖNÜLLÜ, Müge ARTAR, Erguvan Tuğba ÖZEL KIZIL, M. Kazım YAZICI, Füsun ÇUHADAROĞLU, Özden PALAOĞLU, E. Cem ATBAŞOĞLU

meram.can.saka@medicine.ankara.edu.tr
 

Amaç: Anhedoni, Rado ve Meehl gibi araştırmacılar tarafından, hem şizofreni hem de şizotipide, diğer belirtilerin onun etrafında geliştiği, kalıtılan, esas belirti olarak görülmüştür. Anhedoni, ancak Andreasen tarafından negatif belirtilerden biri olarak tanımlandıktan sonra,  şizofreninin önemli ve standart belirtileri arasında yerini almıştır. Chapman anhedoniyi fiziksel ve sosyal anhedoni başlıkları altında incelemiş ve 1976 yılında Fiziksel Anhedoni Ölçeğini (FAÖ) geliştirmiş ve şizotipi araştırmalarında sıklıkla kullanılmıştır. Bu çalışmada FAÖ’nün Türkçe formunun üniversite öğrencilerinde geçerliği ve güvenilirliği araştırılmıştır.

Yöntemler: Ölçeğin Türkçeye çevrilmesini ve bazı maddelerde kültürel uyarlama yapılmasını takiben FAÖ üniversite öğrencilerine 3 hafta arayla iki kez uygulanmıştır.

Bulgular: İç tutarlılık bakımından cronbach a değerleri; tüm örneklemde 0,84, erkeklerde 0.85, kadınlarda 0.82 bulunmuştur. 61 maddeden oluşan orijinal ölçeğin 11 maddesinin madde-toplam korelasyon değerleri düşük bulunduğu için Türkçe formdan çıkarılması uygun görülmüştür. Test-tekrar test güvenilirliği 0.60 olarak saptanmıştır.

Sonuç: İç tutarlılığı ve test-tekrar test güvenilirliği kabul edilebilir sınırlarda olan ölçeğin Türkçe formu, ülkemizde şizotipi araştırmalarında ve kavramla ilgili özgün hipotezlerin sınanması amacıyla kullanılabilir. Fiziksel anhedoninin kültürel özelliklerden fazlasıyla etkilenen bir kavram olduğu akılda tutulmalıdır. (Nöropsikiyatri Arşivi 2009; 46 Özel Sayı: 43-8)


 

Şizotipi tanımlarının hemen hepsinde bu kavram stres/yatkınlık modeli çerçevesinde kalıtılabilir yatkınlığın klinik yansıması olarak tanımlamıştır. Örneğin Rado’nun tanımladığı şizotipi, mutluluk ve hazzı yaşamada kalıtsal bir yetersizliğe bağlı gelişen bir psikodinamik tümleşim bozukluğudur (1). Meehl (2) ise şizotipiyi, şizotaksi adını verdiği şizofreniye genetik yatkınlığın zemininde, şizofreni ortaya çıkmadan önce ya da şizofreninin ortaya çıkmadığı bireylerde gözlenen, hafif belirtilerle seyreden bir klinik görünüm olarak tanımlamıştır.

Şizofreni hastalarının akrabalarında Kraepelin döneminden beri dikkat çeken bu kısmi belirtiler, hastaların ailelerinde yapılan çalışmalarda, şizotipal kişilik bozukluğu ölçütleri ile yapılandırılmıştır (3). Şizofreni alanındaki güncel araştırmalarda ulaşılan bulgular kategorik bir ayrımdansa boyutsal yaklaşımın daha geçerli olduğunu düşündürmektedir. Bu bağlamda şizofreni etiyolojisine dönük araştırmalarda, fenotip olarak şizofreni ölçütleri yerine psikoz belirtilerinin ele alınması daha uygun olabilir. Öte yandan şizofreni tedavisinde genel olarak amaçlanan başarıya ulaşılamaması, hastalığın prodrom dönemine ait çalışmalara önem kazandırmıştır (4). Bu nedenlerden ötürü psikoza yatkınlık alanındaki araştırmaların önemi giderek artmaktadır. Bu konuda bir yaklaşım psikiyatrik bozukluk tanısı olmayan örneklemlerde psikoz belirtilerinin araştırılmasıdır (5,6). Diğer yandan şizotipi tanımı, belirtilerin görünüşünün de klinik psikoz belirtilerinden farklı olabileceğine işaret etmektedir. 

Anhedoni hoşnutluk yaratması beklenen durum ya da eylemlerden zevk alma ve haz duyma kapasitesinin azalması olarak tanımlanır (7). Psikozla ilişkisi bakımından anhedoniyi, ilk olarak Bleuler, şizofreninin beş belirtisinden birisi olarak ele almıştır (8). Anhedoni, Rado ve Meehl gibi araştırmacılar tarafından, hem şizofreni hem de şizotipide, diğer belirtilerden daha merkezde olan, kalıtılan, esas belirti olarak görülmüştür (9). Sonraki yıllarda ise, belki de şizofreniye özgüllüğü düşük olduğundan, kavramın şizofreni belirtileri arasında önceliği gerilemiş ve genellikle şizofreniye ikincil gelişen bir belirti olarak ele alınmış (10) ya da antipsikotik tedavinin yan etkilerine bağlanmıştır (11). Anhedoni Andreasen tarafından (12) negatif belirtilerden biri olarak tanımlandıktan sonra yeniden şizofreninin önemli ve standart belirtileri arasında yerini almıştır (13).

Venables (14) şizotipinin faktör analizi çalışmalarını derlemiştir. Buna göre şizotipi belirtileri 4 faktör altında toplanabilir; a) pozitif şizotipi (bilişsel ve algısal belirtilerden oluşur), b) negatif şizotipi (fiziksel ve sosyal anhedoniden oluşur), c) sosyal anksiyeteye ilişkin belirtiler ve d) psikoz benzeri yaşantılar ve buna bağlı uyumun bozulması. Venables’a göre büyük olasılıkla bu faktörlerin etiyo-patolojileri de farklıdır. Torgersen ve arkadaşları (15) şizofreni hastalarının birinci derece akrabalarından oluşan şizotipi olgularını, akrabaları arasında şizofreni hastası olmayan şizotipi olgularıyla karşılaştırmıştır. Buna göre; ‘şizofreni ile ilişkili şizotipi’ daha çok anhedoniyi de kapsayacak biçimde negatif şizotipal özellikler gösterirken ‘şizofreni ile ilişkili olmayan şizotipi’ daha çok bilişsel ve algısal (pozitif şizotipi) belirtilerden oluşur. Bu sonuçlar anhedoninin şizofreni spektrumundaki şizotipi için (ve şizofreninin genetik etiyolojisine dönük araştırmalar için) önemli bir fenotip göstergesi olduğuna işaret eder.

Loren ve Jean Chapman, Meehl’in stres/yatkınlık modeline göre psikoza yatkınlığı ölçmeye yönelik araçları hazırlayanların başında gelirler (16-21). Chapmanlar kendilerinden önce hazırlanan ölçeklerden farklı olarak birçok özelliği değerlendirmek için tek bir ölçek geliştirmemiş, psikoza yatkınlık için öne sürülen farklı bölümleri birbirinden ayırarak beş ayrı ölçek ortaya koymuşlardır. Bunlar; Büyüsel Düşünce Ölçeği (BDÖ) (16), Algılamada Sapmalar Ölçeği (ASÖ) (17), Sosyal Anhedoni Ölçeği (SAÖ) (18), İmpulsif uyumsuzluk ölçeği (19) ve bu çalışmada Türkçe formunun psikometrik özelliklerinin incelendiği Fiziksel Anhedoni Ölçeğidir (FAÖ) (20,21). BDÖ’nün geçerlilik ve güvenilirliği yazarlardan birinin öncülüğünde yapılmış (CA) (22), ASÖ’nün psikometrik özellikleri eş zamanlı yayınlanmakta ve SAÖ’nün geçerlilik ve güvenilirliğine yönelik çalışmaya da ekibimizce devam edilmektedir.

Chapman ölçeklerinin dışında da şizotipi belirtilerini değerlendirmek amacıyla kullanılan ölçekler vardır. Bunlar arasında, Şizotipal Kişilik Ölçeği (ŞKÖ) (23), Eysenck Psikotisizm Ölçeği  (24), Şizofrenizm Ölçeği (25), Psişik Deneyimlerin Toplumda Araştırılması Ölçeği (6) ve Şizotipi İçin Yapılandırılmış Görüşme (26) sayılabilir. Ülkemizde bu ölçeklerden ŞKÖ’nün Türkçe formunun, üniversite öğrencilerinde geçerliği ve güvenilirliği gösterilmiştir (27).

FAÖ, Chapman ve arkadaşları tarafından 1976 yılında geliştirilmiştir (20). Anhedoni tanımında, kavramın fiziksel anhedoni (FA) ve sosyal anhedoni (SA) alt başlıkları altında ele alınması da bu yazarlara dayanır. Buna göre FA;  yemek, dokunmak, cinsellik, sıcaklık, hareket, koku ve ses gibi fiziksel deneyimlerden, SA ise kişilerarası etkileşim durumlarından zevk alma kapasitesinde düşme anlamına gelir. Bu tür bir gruplamayı yaparken Chapman ve arkadaşları şizofrenide sosyal ve fiziksel etkinliklere katılım konusunda premorbid işlevselliğin geniş bir varyans göstermesinden (28) yola çıkmış ve bu varyansın sosyal ve fiziksel anhedoniden kaynaklanıyor olabileceğini öne sürmüşlerdir (20).

FAÖ’nün kullanıldığı araştırmalarda fiziksel anhedoninin; şizofreni için trait benzeri bir risk etmeni olduğu (29,30), şizofrenide daha şiddetli belirtilerle (29), düşük premorbid işlevsellikle (31) ve hastalık sonrası dönemde de sosyal ve mesleki işlevsellikte düşmeyle ilişkili olduğu (32) bildirilmiştir. Uzunlamasına araştırmalarda ise şizofreni gelişimini yordama gücünün diğer şizotipi ölçeklerinin altında olduğu gözlenmiştir (33).

Önceki çalışmalar FA’nın pozitif şizotipi ölçütleriyle arasında pozitif bir korelasyon olmadığına işaret etmektedir (34,35). Chapman ölçekleriyle değerlendirilen FA ve SA arasında 0.4 dolaylarında bir korelasyon olduğu saptanmıştır (36,37). Öte yandan bu durum ekolojik geçerliği farklı iki şizotipi etmeninin birbiriyle ilişkili olduğu yönünde yorumlanamayabilir. Çünkü Chapman ve arkadaşlarının da değindiği üzere (20) SA, FA’dan arındırılmış bir biçimde ölçülebilse de FA’yı SA’dan arındırılmış bir biçimde ölçmek mümkün değildir. Zira zevk verici fiziksel deneyimlerin pek azı kişinin yalnızca kendisini ilgilendirir. Ayrıca FA, daha yeni şizotipi ölçeklerinde (örneğin ŞKÖ) yer almayan bir şizotipi bileşenidir. Yani, FA’nın şizofreniye ait bir trait imleci olduğuna dair iddialar olsa da (29,30), diğer şizotipi bileşenlerinden bağımsız bir özelliği temsil ettiğini düşünüyoruz. Bu nedenlerden ötürü FAÖ’nün Türkçe formunun iç tutarlılık değerlerini aynı zamanda ölçeğin geçerliğinin bir ölçümü olarak ele aldık.


 

Örneklem

Çalışmanın örneklemi Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır (N=157). Çalışma hakkında bilgilendirilip katılmayı kabul eden öğrenciler, ölçeği tek başlarına Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mesleksel Beceri Laboratuvarı’nda doldurmuşlardır. Katılan öğrencilere fazladan ders puanı verilmemiş ya da herhangi bir ücret ödenmemiştir.

Ölçeği eksiksiz olarak doldurmuş olan 157 deneğin yaş ortalaması 20.04 (ss=1.06, aralık:18-25), 69’u (%43.95) kadın, 88’i (%56.05) erkektir. Kadınların yaş ortalaması 19.93±1.06, erkeklerin yaş ortalaması 20.12±1.05’dir; aralarında anlamlı fark yoktur (t=1.165, p=0.2459).

Test-tekrar test güvenililiği için, 24’ü (%44.4) kadın, 30’u (%55.6) erkek, 54 deneğe ölçek 3 hafta sonra tekrar uygulanmıştır. Bu deneklerin yaş ortalaması 19.94’dur (ss=1.11, aralık:18-23). Test-tekrar test örnekleminin yaş ortalamaları ile cinsiyet dağılımı, 157 kişilik büyük örneklemdekinden farklı değildir.

Araç

FAÖ Chapman ve arkadaşları (20) tarafından 1976 yılında geliştirilmiştir. İlk versiyonu 40 maddeden oluşan ölçeğin geçerlilik çalışmasında, ölçeğin, şizofreni hastalarıyla sağlıklı kontrolleri ve şizofreni hastaları arasında premorbid işlevselliği düşük olanları ayırt edebildiği, iç tutarlılığının yüksek olduğu, hem sağlıklı hem hasta erkeklerde fiziksel anhedoninin kadınlardan daha fazla olduğu görülmüştür. Ölçek Chapman ve Chapman tarafından 2 yıl sonra gözden geçirilmiş (21) ve bu çalışmada kullanılan 61 maddelik versiyonu ortaya çıkmıştır.

Çeviri ve Uyarlama

Ölçeğin Türkçeye çevirisi yazarlardan MKY ve FÇ tarafından yapılmış ve ana dili İngilizce olan bir araştırmacıya geri çevirisi yaptırılmıştır.

Özgün ölçek ABD’deki gençler için tasarlanıp çalışılmış olduğundan, kültürel farklılıklardan ötürü anlaşılması güç olabilecek ya da kastedileni ifade etmeyebileceği düşünülen bazı maddelerde uyarlama yapılması gerekmiştir. Yapılan bu uyarlamalar Tablo 1’de gösterilmiştir. Bunun yanında ölçeğin İngilizce aslında ilk madde olan ‘sevişmeyi genellikle çok zevkli bulmuşumdur’ maddesidir. Ölçek maddelerinin sorulma sırasının performansı etkilemediğini düşündüğümüzden, kültürel özelliklerden etkilenerek dolduran deneklerde bir ön yargı oluşturabileceği endişesiyle ölçek maddelerinin rastgele yerleri değiştirilmiştir.

Analiz

Chapman ve arkadaşlarının orijinal çalışmalarında kadın ve erkek denekler arasında ölçek toplam puanı ve bazı ölçek maddelerinde farklılıklar saptanması nedeniyle biz de analizleri hem toplam örneklem, hem de her iki cinsiyet için ayrı yapmayı uygun bulduk. Buna göre toplam örneklem, kadın denekler ve erkek denekler için saptanan cronbach alfa değerleri Tablo 2’de gösterilmiştir. Ayrıca ölçeğin her maddesi için madde-diğer maddeler korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Öte yandan her madde için; o madde ölçekten çıkarılırsa ölçeğin cronbach alfa değerindeki değişme de hesaplanmıştır. Test-tekrar test korelâsyonları için her iki ölçümdeki ölçek toplam puanları arasında Pearson korelâsyon katsayısı hesaplanmıştır. Tüm istatistiksel analizler STATA programı (9. sürüm) ile yapılmıştır.


 

Test-Tekrar Test Güvenilirliği: 54 deneğe 3 hafta arayla doldurtulan FAÖ’nün toplam puanları arasındaki korelasyon 0.60 olarak saptanmıştır  (p<0.001).

İç Tutarlılık Ölçümleri: FAÖ’nün iç tutarlılığına ait veriler ve madde toplam korelâsyonları Tablo 2’dedir. 


 

Bu çalışma’da Chapman ve arkadaşları tarafından geliştirilen gözden geçirilmiş FAÖ’nün Türkçe formunun 157 üniversite öğrencisinde güvenilirliği araştırılmıştır. Ölçeğin iç tutarlılığının ve test tekrar test güvenilirliğinin kabul edilebilir derecelerde olduğu söylenebilir.

Ölçeğin Türkçe uyarlamasında 3,9,10,16,26,33,39,41,45 numaralı maddelerin madde-diğer maddeler korelâsyonları düşük (0.14’ün altında) olduğu saptandığı için ölçekten çıkartılması uygun görülmüştür. 3,15,45 ve 60 numaralı maddelerin ise deneklerin çoğunluğu tarafından (sırasıyla, deneklerin; %56.61,80 ve 84’ünden fazlasınca) puan getirecek bir biçimde doldurulduğu görülmüş ve bu maddelerin Türkçe formda geçerli olmadıkları düşünülerek çıkartılmaları uygun bulunmuştur. Ölçeğin İngilizce aslında bulunmasına karşın Türkçe formunda yer verilmeyen maddeler ve Türkçe formdan çıkartılma gerekçeleri Tablo 3’te verilmiştir. Bu maddeler incelendiği zaman 3 numaralı maddede geçen ‘banyo yaparken şarkı söyleme’, 60 numaralı maddede geçen ‘heykellere dokunma’ eylemleri ve 16. maddede geçen “şimşek ve gök gürültüsünü coşku verici bulma” tercihi Batı toplumlarına daha özgü eylem ve tercihler olabilir. Korelâsyon değerleri bu nedenden ötürü düşük saptanmış olabilir. Dikkat çeken bir diğer nokta; madde-diğer madde korelâsyonları düşük olduğu için Türkçe formdan çıkarılması uygun görülen 9, 15 ve 39 numaralı maddelerin tat duyusuna yönelik önermeler içermesidir. 45 numaralı maddede geçen “seks hayatta en fazla zevk alınabilecek şeydir” ifadesi, kültürel etmenlere bağlı olarak deneklerin çoğu tarafından olumsuz (puan getirecek biçimde) doldurulmuş olabilir. Madde-diğer madde korelasyonunun da düşük saptanması buna bağlı olabilir. 26. maddede geçen “ney sesi çoğu kez içimi ürpertir” önermesi aslında bir uyarlamadır (bkz; Tablo 1). Benzer bir durum 41. madde için söz konusudur. Bu maddede “exhaustion” kelimesinin Türkçeye “tükenme” olarak çevrilmesi; iki kelimenin iki dilde karşılık geldiği olumsuzluk dereceleri faklı olduğu için, madde diğer madde korelasyonu düşük kalmış olabilir. 

Hofstede kültürün psikopatolojiyi yordayan özelliklerini araştırmış ve sınıflandırmıştır (38). Buna göre kolektivist, az sözelleştiren ve kendiliğin kaçıngan olduğu kültürlerde (Özellikle konfüçyanist Doğu kültürleri) anhedoni somatik ve fiziksel anlatımlar buluyor olabilir. Buna karşın bireyselci, çok sözelleştiren ve kendiliğin çevreyle çok etkileştiği toplumlarda (Batı toplumları) anhedoni fizikselden çok psikojen öğelerle anlatım buluyor olabilir. Örneğin uzak Doğu toplumlarında anhedoni majör depresif bozukluğun önde gelen bir belirtisi değildir ve bu toplumlarda depresyon daha çok somatoform belirtilerle seyretmektedir (39). Bu bulgular ışığında FAÖ’nün ve onun ölçtüğü özelliklerin de kültürel etmenlerden fazlasıyla etkilendiği düşünülebilir. Çevirisinde ihtimam gösterilmesine ve 6 maddede kültürel uyarlama yapılmasına karşın ölçeğin 11 maddesinin madde-diğer madde korelâsyonlarının düşük saptanması (ve bu nedenle Türkçe formda yer verilmemesi) bu durumla ilintili olabilir.

Bu çalışmanın çeşitli sınırlılıkları vardır. Öncelikle örneklemin üniversite öğrencilerinden oluşmasının bu çalışmanın sonuçlarının genelleştirilmesine olanak vermediği söylenebilir. Diğer bir sınırlılık geçerlilik ölçütü olarak başka bir şizotipi ölçeğinin kullanılmamış olmasıdır.

İç tutarlılığını ve test-tekrar test korelasyonunu kabul edilebilir sınırlarda bulduğumuz FAÖ’nün 50 maddelik Türkçe formu EK-1’de sunulmuştur.  

Teşekkür 

Katkılarından dolayı Tom Kwapil’e teşekkürler.


 

1.         Rado S. Psychoanalysis of behavior: Collected papers. New York: Grune & Stratton: 1956.

2.         Meehl PE. Schizotaxia, Schizotypy, Schizophrenia. The American Psychologist 1962; 17:827-38.

3.         Spitzer RL, Endicott J, Gibbon M. Crossing the border into borderline personality and borderline schizophrenia: The development of criteria. Archives of General Psychiatry 1979; 36:17-24.

4.         Saka MC, Yazıcı KM. Early Diagnosis and Intervention in Psychosis: Perspective from Turkey. Clinical Neuropsychiatry 2008; 5:290-4.

5.         Bijl RV, van Zessen G, Ravelli A et al. The Netherlands Mental Health Survey and Incidence Study (NEMESIS): objectives and design. Soc Psychiatry Psychiatr Epidemiol 1998; 33:581-6.

6.         Stefanis NC, Hanssen M, Smirnis NK et al. Evidence that three dimensions of psychosis have a distribution in the general population. Psychol Med 2002; 32:347-58.

7.         Kahn AP, Fawcett J. Encyclopedia of Mental Health. New York: 3. Baskı, Infobase Publishing, 2008.

8.         Bleuler E. Dementia Praecox oder die gruppe der schizophrenien. Berlin: Springer; 1911.

9.         Baskak B. Şizotipal Kişilik Bozukluğu Türkiye Klinikleri J Int Med Sci 2007; 3:30-4.

10.       Cohen R. The Anhedonia Concept in Schizophrenia içinde H. Heimann (Ed.) Anhedoine: Verlust Der Lebensfreude. Stutgart, New York: Fischer, 1990.

11.       Heinz A, Schmidt LG, Reischies FM. Anhedonia in schizophrenic, depressed, or alcohol-dependent patients-neurobiological correlates. Pharmacopsychiatry 1994; 27(Ek 1):7-10.

12.       Andreasen NC. Negative Symptoms in Schizophrenia Arc Gen Psychiarty 1982; 39:784-8.

13.       Heinz A, Heinze M.  From pleasure to anhedonia. Theory & Psychology 1999; 9:47-65.

14.       Venables PH. Schizotypal status as a developmental stage in studies of risk for schizophrenia. İn: Raine A, Lencz T, Mednick SA. (editors), Schizotypal Personality. Cambridge Univ. Press, Cambridge, 1999, s. 107-34.

15.       Torgersen S, Edvardsen J, Oien PA et al. Schizotypal personality disorder inside and outside the schizophrenic spectrum. Schizophr Res. 2002; 54:33-8.

16.       Eckblad M, Chapman LJ. Magical ideation as an indicator of schizotypy. J Consult Clin Psychol, 1983; 51:215-25.

17.       Chapman LJ, Chapman JP, Raulin ML. Body-image aberration in schizophrenia. J Abnorm Psychol 1978; 87:399-407.

18.       Mishlove M, Chapman LJ. Social anhedonia in the prediction of psychosis proneness. J Abnorm Psychol 1985; 94:384-96.

19.       Chapman LJ, Chapman JP, Numbers JS et al. Impulsive nonconformity as a trait contributing to the prediction of psychotic like and schizotypal symptoms. Journal of Nervous and Mental Disease 1984; 172:681-91.

20.       Chapman LJ, Chapman JP, Raulin ML Scale for physical and social anhedonia. J Abnorm Psychol 1976; 85:374-82.

21.       Chapman LJ, Chapman JP. Revised Physical Anhedonia Scale. Unpublished test, 1978.

22.       Atbaşoğlu CE, Kalaycığlu C, Nalçacı E. Büyüsel Düşünce Ölçeğinin Türkçe Formunun Üniversite Öğrencilerindeki Geçerlik ve Güvenilirliği Türk Psikiyatri Dergisi 2003; 14:31-41.

23.       Raine A. The SPQ: a scale for the assessment of schizoptypal personality based on DSM-III-R criteria. Schizophr Bull 1991; 17:555-64.

24.       Eysenck HJ, Eysenck SBG. Psychoticism as a Dimension of Personality. London: Hodder and Stoughton; 1976.

25.       Venables PH, Wilkins S, Mitchel DA et al. A scale for the measurement of schizotypy. Pers Individ Dif 1990; 11:481-95.

26.       Kendler KS, Lieberman JA, Walsh D. The Structured Interview for Schizotypy (SIS): a preliminary report. Schizophr Bull 1989; 15:559-71.

27.       Şener A, Bora E, Tekin I ve ark. Şizotipal Kişilik Ölçeğinin Üniversite Öğrencilerinde Geçerlik ve Güvenilirliği Klinik Psikofarmakolıji Bülteni 2006; 16:84-92.

28.       Gittelman-Klein R, Klein DF. Premorbid asocial adjustment and prognosis in schizophrenia. Journal of Psychiatric Research 1969; 7:35-53.

29.       Loas G, Monestes JL, Ingelaere A et al. Stability and relationships between trait or state anhedonia and schizophrenic symptoms in schizophrenia: a 13-year follow-up study. Psychiatry Res. 2009; 166:132-40.

30.       Herbener ES, Harrow M. The course of anhedonia during 10 years of schizophrenic illness. J Abnorm Psychology 2002; 111:237-48.

31.       Katsanis J, Iacono WG, Beiser M et al.  Clinical correlates of anhedonia and perceptual aberration in first-episode patients with schizophrenia and affective disorder. J Abnorm Psychology 1992; 101:184-91.

32.       Freedman LR, Rock D, Roberts SA et al. The New York high-risk project: attention, anhedonia and social outcome. Schizophr Res 1998; 30:1-9.

33.       Chapman LJ, Chapman JP, Kwapil TR et al. Putatively psychosis-prone subjects 10 years later. Journal of Abnormal Psychology 1994; 103:171-83.

34.       Pope CA, Kwapil TR. Dissociative experience in hypothetically psychosis-prone college students. J Nerv Ment Dis 2000; 188:530-6.

35.       Chapman LJ, Chapman JP, Miller EN. Reliabilities and intercorrelations of eight measures of proneness to psychosis. J Consult Clin Psychol 1982; 50:187-95.

36.       Chapman JP, Chapman LJ, Kwapil TR. Scales for the measurement of schizotypy. In A. Raine, T. Lencz & S. A. Mednick (Eds.), Schizotypal Personality. New York: Cambridge University Press; 1995; s. 79-106

37.       Kwapil TR, Barrantes-Vidal N, Silvia PJ. Thedimensional structure of the Wisconsin schizotypy scales: Factor identification and construct validity. Schizophrenia Bulletin, 2008; 34:444-57.

38.       Hofstede G. Culture’s consequences: Comparing values, instutitions and organizations across nations, 2nd ed., Thousand Oaks, Ca: Sage; 2003.

39.       Baskak B, Çevik A. Somatizasyonun Kültürel Boyutları Türkiyede Psikiyatri 2007; 9:50-7.



Şizofrenik bozukluklar, şizotipal kişilik bozukluğu, geçerlilik güvenilirlik çalışmaları

2012 © Galenos Yayınevi | Her Hakkı Saklıdır. Gizlilik Bildirimi | Erişilebilirlik