İbrahim EREN, Mehmet ŞAHİN, Erkan CÜRE, İkbal Çivi İNANLI, Şevket Ercan TUNÇ, Adem KÜÇÜK
Amaç: Ankilozan spondilit (AS), nedeni bilinmeyen, kronik, sistemik, inflamatuar bir hastalıktır. Hastanın günlük fonksiyonlarını bozarak, yorgunluğa ve psikolojik bozukluklara sebep olarak, ciddi sakatlığa yol açabilmektedir. Bu çalışmamızda AS hastalarının psikiyatrik semptomları ve yaşam kalitesi ile psikiyatrik belirtilerin yaşam kalitesine etkisini değerlendirmeyi amaçladık.
Yöntem: Çalışmaya 11 kadın, 27 erkekten oluşan toplam 38 ASli hasta ve 38 sağlıklı kontrol bireyi alındı. Bath Ankilozan Spondilit Hastalık Aktivite İndeksi (BASDAI), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE), Kısa Yeti Yitimi Anketi (KYA), Kısa Form 36 (SF-36) formları her iki gruba da uygulandı.
Bulgular: AS hastalarının KSE somatizasyon, kişiler arası duyarlılık, anksiyete, hostilite, fobik anksiyete ve rahatsızlık ciddiyeti indeksi (RCİ) puanları kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek bulundu. Hasta grubunda BAÖ ve BDÖ puanları da anlamlı olarak daha yüksekti. Eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) ve serum C-reaktif protein (CRP) değerleri ile BDÖ ve BAÖ puanları arasında anlamlı pozitif ilişki bulundu. Hastalarda SF-36 fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, emosyonel rol güçlüğü, ağrı, enerji ve genel sağlık algısı alan puanları anlamlı olarak daha düşük bulundu. Ayrıca KYA toplam puanı hasta grubunda kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek bulundu. Hasta grubunda BASDAI puanı ve ESH ile enerji ve mental sağlık alan puanların, CRP ile fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, enerji, sosyal fonksiyon, mental sağlık ve sağlığın genel algılanması alan puanlarının anlamlı negatif, buna karşın CRP ile KYA toplam puanının anlamlı pozitif ilişkilerinin olduğu saptandı.
Sonuç: AS hastalarında depresyon ve anksiyete başta olmak üzere psikiyatrik belirtiler yaygın olarak bulunmaktadır. Yine bu hastalarda yetiyitimi ile birlikte yaşam kalitesinde de belirgin düşüklük görülmektedir. Yaşam kalitesi ve yetiyitimi, depresyon ve anksiyete düzeyleri ile ilişkilidir. Kronik bir hastalık olan ASli hastalarda hastalığın güncel tedavisine ek olarak psikiyatrik semptomlara yaklaşım ve destek hastaların yaşam kalitesinin arttırılmasına katkı sağlayacaktır. (Nöropsikiyatri Arşivi 2007; 44: 1-9)
İbrahim EREN, Mehmet ŞAHİN, Erkan CÜRE, İkbal Çivi İNANLI, Şevket Ercan TUNÇ, Adem KÜÇÜK
drieren@yahoo.com
Amaç: Ankilozan spondilit (AS), nedeni bilinmeyen, kronik, sistemik, inflamatuar bir hastalıktır. Hastanın günlük fonksiyonlarını bozarak, yorgunluğa ve psikolojik bozukluklara sebep olarak, ciddi sakatlığa yol açabilmektedir. Bu çalışmamızda AS hastalarının psikiyatrik semptomları ve yaşam kalitesi ile psikiyatrik belirtilerin yaşam kalitesine etkisini değerlendirmeyi amaçladık.
Yöntem: Çalışmaya 11 kadın, 27 erkekten oluşan toplam 38 ASli hasta ve 38 sağlıklı kontrol bireyi alındı. Bath Ankilozan Spondilit Hastalık Aktivite İndeksi (BASDAI), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE), Kısa Yeti Yitimi Anketi (KYA), Kısa Form 36 (SF-36) formları her iki gruba da uygulandı.
Bulgular: AS hastalarının KSE somatizasyon, kişiler arası duyarlılık, anksiyete, hostilite, fobik anksiyete ve rahatsızlık ciddiyeti indeksi (RCİ) puanları kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek bulundu. Hasta grubunda BAÖ ve BDÖ puanları da anlamlı olarak daha yüksekti. Eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) ve serum C-reaktif protein (CRP) değerleri ile BDÖ ve BAÖ puanları arasında anlamlı pozitif ilişki bulundu. Hastalarda SF-36 fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, emosyonel rol güçlüğü, ağrı, enerji ve genel sağlık algısı alan puanları anlamlı olarak daha düşük bulundu. Ayrıca KYA toplam puanı hasta grubunda kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek bulundu. Hasta grubunda BASDAI puanı ve ESH ile enerji ve mental sağlık alan puanların, CRP ile fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, enerji, sosyal fonksiyon, mental sağlık ve sağlığın genel algılanması alan puanlarının anlamlı negatif, buna karşın CRP ile KYA toplam puanının anlamlı pozitif ilişkilerinin olduğu saptandı.
Sonuç: AS hastalarında depresyon ve anksiyete başta olmak üzere psikiyatrik belirtiler yaygın olarak bulunmaktadır. Yine bu hastalarda yetiyitimi ile birlikte yaşam kalitesinde de belirgin düşüklük görülmektedir. Yaşam kalitesi ve yetiyitimi, depresyon ve anksiyete düzeyleri ile ilişkilidir. Kronik bir hastalık olan ASli hastalarda hastalığın güncel tedavisine ek olarak psikiyatrik semptomlara yaklaşım ve destek hastaların yaşam kalitesinin arttırılmasına katkı sağlayacaktır. (Nöropsikiyatri Arşivi 2007; 44: 1-9)
Ankilozan spondilit (AS), etiyolojisi tam olarak bilinmeyen, spinal eklemlerde ve komşu yapılarda belirgin inflamasyon ile karakterize bir hastalıktır. İlerleyici olarak omurganın tutulması ile sonuçlanabilen sakroileit hastalığın en karakteristik ve en erken bulgusudur (1). Sonuçta omurgada deformitelere yol açabilmektedir (2,3). Klinik olarak bel ağrısı, sabah tutukluğu ve fonksiyonel yetersizlik hastaların en önemli yakınmalarıdır. Hastalık kronik-ilerleyici olması, deformiteler bırakması ve iş gücü kaybı yapması gibi nedenlerden dolayı bazı psikiyatrik semptomlara yol açabilmektedir. Diğer romatizmal hastalıkların psikiyatrik durumu ve yaşam kalitesi ile ilgili oldukça fazla sayıda araştırma yapılmışken, AS hastaları ile ilgili araştırmalar sınırlı sayıdadır (4-8). Yapılan az sayıdaki çalışmada hastalığın seyri boyunca psikiyatrik bozuklukların sıklıkla eşlik ettiği bildirilmektedir.9 AS hastalarının ruhsal durumu ile ilgili yapılan araştırmalarda normal popülasyondan daha yüksek belirti düzeyi bildirilmiştir (9,10). Bu hastalarda en sık ortaya çıkan psikiyatrik belirtiler depresyon ve anksiyete belirtileri olarak karşımıza çıkmaktadır. Karan ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada ASli hastalarda hafif düzeyde bir depresyon saptanmıştır (11). Barlow ve arkadaşları ise ankilozan spondilit hastalarının yaklaşık üçte birinde ciddi depresif semptomların olduğunu bildirmişlerdir. Bu çalışmada ayrıca kadınların erkeklerden daha depresif olduğu ve kadınlardaki depresyonun ana nedeninin ağrı ile ilişkili olduğu bulunmuştur (9). Benzer şekilde Taylor ve arkadaşları da ASli kadınların, işlevsel yetersizliğe ve psikolojik bozukluklara erkeklerden daha yatkın olduğunu bildirmişlerdir (12). Ayrıca Martindale ve arkadaşları ASnin klinik şiddeti ile hastaların anksiyete ve depresyon düzeyi arasında pozitif korelasyon olduğunu bildirmişlerdir (10).
Ruhsal durumla AS kliniği ve seyri arasında da karşılıklı etkileşim olduğu bilinmektedir. Psikiyatrik durumun kötüleşmesi ASin klinik olarak daha da kötüleşmesine neden olmaktadır.13,14
Kronik hastalıkların tedavisinde son yıllarda birincil amaç yaşam kalitesinin yükseltilmesi olmuştur. Bu nedenle diğer romatizmal hastalıklarda olduğu gibi AS hastalarının izlem ve sonuçlarının değerlendirilmesinde de klinik ölçüm ve laboratuvar değerlendirilmesinin yanında yaşam kalitesi düzeylerinin değerlendirmesi de kullanılmaktadır (15). Yaşam kalitesi değerleri hastalığın günlük yaşama, sağlığa ve iyilik hali üzerine olan etkilerinin nesnel ve standart olarak değerlendirmesine olanak sağlar (16). Hastaların yaşam kalitesi düzeylerinin ve yaşam kalitesini etkileyen faktörlerin belirlenmesi, hastaların yaşam kalitesini yükseltecek yeni tedavi, girişim ve bakım yaklaşımlarının geliştirilmesine yön verecektir. Yapılan çalışmalarda da hastalığın yaşam kalitesine etkisinin ağrı ve azalmış işlevden kaynaklandığı bildirilmiştir (8). Biz bu çalışmamızda ASli hastalardaki psikiyatrik belirtileri ve yaşam kalitesini ve psikiyatrik belirtilerin yaşam kalitesine etkisini değerlendirmeyi amaçladık.
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Romatoloji Polikliniğine başvuran, American Rheumatism Association tarafından tanımlanan modifiye New York kriterlerine (3) göre tanı alan 38 ASli hasta çalışmaya alındı. Okur-yazar olmayanlar, zeka düzeyi testleri doldurmak için yetersiz olan hastalar veya sistemik başka bir hastalığı olanlarla akut veya kronik infeksiyon hastalığı olanlar ve anketi doldurmak istemeyenler çalışmaya alınmadı. Hastalardan 6 tanesi halen AS tedavisi amacıyla bir ilaç kullanmamaktaydı. İlaç kullanan 32 hastanın 5i non-steroid antiinflamatuar ilaç, 4ü salazopirin, 14ü salazopirin ve non-steroid antiinflamatuar ilaç kullanmaktaydı. Metotreksat ve kolşisin 1, salazopirin ve metotreksat 1, salazopirin ve steroid 1, kolşisin ve non-steroid antiinflamatuar ilaç 1, salazopirin, steroid ve metotreksat 2, salazopirin, metotreksat ve non-steroid antiinflamatuar ilaç 2, salazopirin, kolşisin ve non-steroid antiinflamatuar ilaç 1 hasta kullanmaktaydı. Hastaların bel ağrısının başlama zamanına göre hastalık süresi kaydedildi. Hastaların istirahat, hareket ve gece olan ağrı şiddeti, sabah tutukluğu süresi sorgulandı. Fizik muayenelerinde lomber bölgenin tüm yönlerdeki hareket açıklığı değerlendirildi. Bu bulgular değerlendirilerek hasta grubunda klinik aktivasyon kriteri olarak Bath Ankilozan Spondilit Hastalık Aktivite İndeksi (BASDAI) kullanıldı. Laboratuvar olarak aktivasyon tayini için eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) ve C-reaktif protein (CRP) için açlık kan örneği alınarak, nefelometrik yöntemle CRP, Westergren metodu ile eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) ölçüldü.
Hastalardan Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE), Kısa Yeti Yitimi Anketi (KYA), Kısa Form 36 (SF-36) formlarını doldurmaları istendi. Hastane personeli ve hasta yakınlarından oluşan cinsiyet ve yaş açısından hasta grubuna benzer toplam 38 kişi kontrol grubu olarak çalışmaya alındı.
Kullanılan Araçlar
Sosyodemografik ve Klinik Bilgi Veri Formu: Bu forma hastaların ve kontrol grubunun yaş eğitim, cinsiyet gibi sosyodemografik özellikleri ve hastaların AS ile ilişkili klinik özellikleri, hastalık süresi, BASDAI puanları, ESH, CRP değerleri ve halen kullandıkları ilaçlar kaydedildi.
Bath Ankilozan Spondilit Hastalık Aktivite İndeksi (BASDAI)
Hastalara hastalık aktivasyonunu belirlemek üzere 10 sorudan oluşan Bath AS hastalık aktivite indeksi (BASDAI) uygulandı. Buna göre hastalara yorgunluk, spinal ve periferal eklem ağrısı, lokalize hassasiyet, kalitatif ve kantitatif olarak sabah tutukluğunu değerlendirmek üzere sorular soruldu ve 10 cm lik görsel anolog skala (VAS) üzerinde puanlama yapmaları istendi. Hastalar tarafından kolaydan imkansıza göre puanlama yapıldı (0-10). Sonuçta her hasta için total puanlar hesaplandı.
BASDAI Gerrett ve arkadaşları tarafından geliştirilmiş ve Türkçe versiyonunun geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmıştır (17,18).
Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ)
Depresyonda görülen bedensel, duygusal, bilişsel belirtileri ölçen 21 belirti kategorisini içeren kendini değerlendirme ölçeğidir. Alınacak en yüksek puan 63tür. Toplam puanın yüksekliği depresyonun şiddetini gösterir. Beck ve arkadaşları (19) tarafından geliştirilmiş olup ülkemizde geçerlilik ve güvenilirlik çalışması, Hisli (20) tarafından yapılmıştır.
Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ)
Bireyin yaşadığı anksiyete belirtilerinin sıklığını ölçen 21 maddeden oluşan, 0-3 arası puanlanan Likert tipi bir kendini değerlendirme ölçeğidir. Toplam puanın yüksekliği kişinin yaşadığı anksiyetenin yüksekliğini gösterir. Beck ve arkadaşları (21) tarafından geliştirilmiş olup ülkemizde geçerlilik ve güvenilirlik çalışması, Ulusoy ve arkadaşları (22) tarafından yapılmıştır.
Kısa Semptom Envanteri (KSE)
KSE çeşitli psikolojik belirtileri taramak amacı ile kullanılan, ergen ve yetişkinlere uygulanan bir kendi kendini değerlendirme ölçeğidir. KSE, Derogatis23 tarafından çeşitli psikolojik belirtileri taramak amacıyla geliştirilmiştir. KSE, 53 maddeden oluşan ve kendi kendine uygulanabilen likert tipi bir ölçektir. Çalışmaya katılan bireyler 53 maddeden oluşan psikolojik semptomların kendilerine uyan şiddetine göre hiç yok=0 ile çok fazla var=4 arasında değişen 5 kategoride işaretlerler. Ölçekten alınan toplam puanların yüksekliği bireyin semptomlarının şiddetini göstermektedir. KSE, somatizasyon, obsesif-kompülsif bozukluk, kişilerarası duyarlılık, depresyon, anksiyete bozukluğu, hostilite, fobik anksiyete, paranoid düşünceler, psikotizm ve ek maddeler olmak üzere 10 alt ölçek ve rahatsızlık ciddiyeti indeksi (RCİ), belirti toplamı indeksi ve global semptom indeksi olmak üzere 3 global indeksten oluşur. Bu çalışmada global indekslerde psikopatolojinin genel değerlendirmesi amacıyla RCİ puanı kullanıldı. KSEnin Türkiye uyarlaması üç ayrı çalışma ile Şahin ve Durak (24) tarafından gerçekleştirilmiştir. Türk örneklemeleri üzerinde geçerlilik ve güvenilirlik çalışması Şahin ve arkadaşları (25) tarafından yapılmıştır.
Kısa Yetiyitimi Anketi (KYA)
Bedensel ve sosyal yetiyitimini değerlendirmek üzere, Genel Sağlık Anketi kısa formundaki yetiyitimine ilişkin sorular temel alınarak geliştirilmiştir (26). Türkçeye çevrilmiş test-tekrar test güvenilirlik çalışması yapılmıştır (27). Son bir aylık dönemin değerlendirildiği KYA 11 sorudan oluşur.
Kısa Form 36 (SF-36)
Yaşam kalitesini değerlendirmek amacıyla Rand Corporation tarafından geliştirilmiş ve kullanıma sunulmuştur (28). Türkçeye çevrilmiş, geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmıştır (29).
Jenerik ölçüt özelliğine sahip bir kendini değerlendirme ölçeğidir. Sekiz boyutun ölçümünü sağlayan 36 maddeden oluşmaktadır: fiziksel fonksiyon, sosyal fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, emosyonel rol güçlüğü, mental sağlık, enerji, ağrı ve sağlığın genel algılanması. Alt ölçekler sağlığı 0-100 arasında değerlendirir ve 0 kötü sağlık durumunu gösterir. Bedensel hastalığı olanlarda yaşam kalitesinin değerlendirilmesinde kullanılabileceği bildirilmektedir (30).
İstatistiksel Değerlendirmeler
Çalışmamızın istatistik analizi SPSS paket programı ile yapıldı. Gruplar karşılaştırılırken kategorik değişkenler için ki-kare, sürekli değişkenler için iki grubun karşılaştırılmasında t testi uygulandı. Gereğinde Fisher Exact Test kullanıldı. SF-36 ve KYA puanları ile yaş, eğitim, hastalık süresi, psikiyatrik belirtiler, BDÖ, BAÖ puanları arasındaki ilişki, ESH ve CRP ile psikiyatrik belirti düzeyleri arasındaki ilişki Pearson korelasyon analizi ile değerlendirildi. Korelasyon analizinde ilişki bulunan değişkenler çok yönlü doğrusal regresyon analiziyle değerlendirilmiştir. İstatistiksel değerlendirmelerde anlamlılık düzeyi olarak p<0.05 kabul edildi.
AS hastalarının demografik veriler ve klinik özellikleri Tablo 1 ve 2de görülmektedir. Hasta ve kontrol grupları cinsiyet, yaş ve eğitim düzeyi açısından benzerdi.
Her iki grubun KSE alt ölçek puanları karşılaştırıldı. Hasta grubunun somatizasyon, kişiler arası duyarlılık, anksiyete, hostilite, fobik anksiyete ve RCİ puanları kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek bulundu (Tablo 3). Ortalama BAÖ ve BDÖ değerleri hasta grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu. Hastalığın aktivite derecesini gösteren
BASDAI, ESH ve CRP değerleri ile BDÖ ve BAÖ puanları arasında yine istatistiksel olarak anlamlı pozitif ilişki saptandı (Tablo 4). KSE alt ölçek, BDÖ, BAÖ puanlarının kadın ve erkekler arasındaki düzeyi karşılaştırıldığında kadınlarda KSE somatizasyon, kişilerarası ilişkilerde duyarlılık, depresyon, anksiyete, genel belirti indeksi anlamlı olarak daha yüksek bulundu (Tablo 5).
SF-36 alt ölçek puanlarının kadın ve erkekler arasında istatistiksel olarak farklı olmadığı bulundu. SF-36 alt ölçek puanları karşılaştırıldığında, fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, emosyonel rol güçlüğü, ağrı, enerji ve genel sağlık algısı puanları hasta grubunda anlamlı olarak daha düşük bulundu (Tablo 6). Hasta grubunda yetiyitimi puanları da kontrol grubundan anlamlı olarak daha yüksekti (Tablo 6). Tüm hasta grubunda yaş, hastalık süresi, eğitim, CRP, ESH, KSE alt ölçek puanları, BDÖ, BAÖ puanları ile SF-36 yaşam kalitesi ve KYA toplam puanları arasındaki ilişki korelasyon analizi ile değerlendirildi. Yaş ile SF-36 ölçeği ağrı, enerji, mental sağlık ve sağlığın genel algılanması alan puanları arasında, eğitim süresi ile fiziksel rol güçlüğü ve emosyonel rol güçlüğü alan puanları arasında anlamlı pozitif ilişki olduğu bulundu (Tablo 6). SF-36 alt alanlarında enerji ve mental sağlık puanlarının ESH ile fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, enerji, sosyal fonksiyon, mental sağlık ve sağlığın genel algılanması puanlarının CRP ile anlamlı negatif ilişkisinin olduğu bulundu. KYA toplam puanının CRP ile anlamlı pozitif ilişkisi bulunmuşken, ESH ile anlamlı ilişkisi bulunmadı (Tablo 7). BDÖ puanlarının SF-36 ölçeğinin bütün alt alan puanları ile anlamlı negatif, KYA toplam puanları ile anlamlı pozitif ilişkisi olduğu bulundu. BAÖ puanlarının ise SF-36 ölçeğinin ağrı dışındaki bütün alt alan puanları ile anlamlı negatif ve KYA toplam puanı ile anlamlı pozitif ilişkisi olduğu görüldü (Tablo 8). Hastaların
SF-36 alt ölçek ve yetiyitimi puanları ile ilişkisi bulunan yaş, BASDAI düzeyi, BDÖ ve BAÖ puanları regresyon analiziyle değerlendirilmiştir. Bunun sonunda BDÖ puanlarının fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, ağrı, sağlığın genel algılanması, enerji, sosyal fonksiyon ve mental sağlık alan puanları ve yetiyitimi derecesini anlamlı olarak etkilediği, BAÖ puanının fiziksel rol güçlüğü, sosyal fonksiyon alan puanları ve yetiyitimi derecesini anlamlı olarak etkilediği, BASDAI puanının ağrı alan puanını anlamlı olarak etkilediği görülmüştür. Hastaların yaşının yaşam kalitesi puanları üzerine anlamlı etkisi bulunmamıştır (Tablo 9).
AS, etiyolojisi bilinmeyen, ciddi fiziksel kısıtlılıklara yol açan, kronik bir hastalıktır (1,2). Hastalığın tedavisinde kullanılan mevcut tedaviler hastalığı tedavi etmemekte ancak kronik inflamatuvar süreci durdurmayı amaçlamaktadır (31). Hastalığın kronik seyri ve zaman içerisinde oluşturduğu fonksiyonel kısıtlılıklar ve tedavisinde kullanılan ilaçlar hastaların zorlanmalarına ve birtakım psikiyatrik yakınmaların oluşumuna neden olabilmektedir. Bizim çalışmamız da AS hastalarında depresyon, anksiyete, somatizasyon, kişilerarası ilişkilerde duyarlılık, hostilite, fobik anksiyete belirtilerinin sağlıklı kontrollerden anlamlı derecede yüksek olduğunu göstermektedir. AS hastalarında ortaya çıkan psikiyatrik belirtiler ve ruhsal durumları ile ilgili yeterli sayıda çalışma bulunmamaktadır. Barlow ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada da ASli hastaların yaklaşık üçte birinde depresyon olduğu bildirilmiştir (9). Ülkemizde BDÖ kullanılarak yapılan bir çalışmada da AS hastalarının depresyon düzeyleri kontrol grubundan daha yüksek bulunmuştur (11).
Literatürde AS hastalarında anksiyete düzeyleri de artmış olarak bildirilmiştir.10 Bizim çalışmamızda da hastalarda anksiyete düzeyleri kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek bulundu. Ancak literatürde bildirilen çalışmalarda diğer psikiyatrik belirtilerle ilgili veri bulunmamaktadır.
AS hastalarında psikiyatrik belirtiler ile özellikle anksiyete ve depresyon düzeylerinin yüksek olması hastalığın kliniği ve getirdiği kısıtlılıklar ile bağlantılı olabilir. Bizim çalışmamızda hastalık aktivitesini gösteren BASDAI, aktivite düzeyinin göstergesi olarak kabul edilen ESH ve CRP ile BDÖ ve BAÖ puanları arasında anlamlı pozitif ilişki olduğu bulunmuştur. Hastalığın klinik ve laboratuvar aktivite düzeyi arttıkça depresyon ve anksiyete düzeyleri de artmaktaydı. Bizim çalışmamıza benzer şekilde literatürde yapılan bir çalışmada anksiyete, depresyon düzeyi ile klinik aktivite düzeyi arasında ilişki bulunmuştur (10). Yine yapılan çalışmalarda egzersiz tedavisinin klinik olarak düzelme ile birlikte, depresif belirtileri de azaltttığı bildirilmektedir (32,33). Bu bulgu hastalığın kendisinin, klinik aktivasyonu ve ortaya çıkardığı kısıtlılıklarla ruhsal sıkıntılara neden olduğunu desteklemektedir. Bununla birlikte AS etiyopatogenezinde immün sistemdeki bozuklukların yeri bilinmektedir. Otoimmün hastalıkların immün yanıtta bozukluk ya da bir enfeksiyon sonrasında geliştiğine inanılmaktadır. Başlangıçta hastalık tek bir eksojen antijen ya da otoantijen tarafından tetiklenebilmekle birlikte, kronik inflamatuar yanıt geliştikten sonra salgılanan self-antijenler ana tetikleyici antijenin yerine geçerek patolojik süreci devam ettirebilirler.34 Depresyonda da immün sistemdeki hücre sayısı ve işlevinde değişiklikler olduğu bilinmektedir. Proinflamatuar sitokin salınımı gibi inflamasyonun çeşitli aşamalarına da depresyonun etkisi olduğu gösterilmiştir (35,36). Psikiyatrik hastalıkların immün sisteme etkileri aracılığı ile AS seyrini etkilemesi olasıdır. Buna karşılık immün sistemdeki bozuklukların da depresyona yol açabileceği gösterilmiştir (37,38). ASnin bir immün sistem bozukluğu olduğu, birçok immünolojik değişikliklerin olduğu bilinmektedir.
Çalışmamızdan çıkan diğer önemli bir sonuç da kadınlarda depresyon ve anksiyete düzeyleri ile birlikte diğer psikiyatrik belirtilerin daha yüksek oranda bulunmasıdır. Bu sonuç hasta sayısının azlığından dolayı yargıya varmak için yeterli olmasa da daha önce yapılan çalışmaları destekler niteliktedir. Yapılan bir çalışmada kadınların erkeklerden daha depresif olduğu ve kadınlardaki depresyonunun ana nedeninin ağrı ile ilişkili olduğu bulunmuştur (9). Yapılan çalışmalarda genel toplumda da depresyon başta olmak üzere anksiyete bozukluklarının çoğu kadınlarda daha yüksek oranda görülmektedir (39). Bizim sonuçlarımız da bu bulguları desteklemektedir.
Çalışmamızda Kısa Yetiyitimi Anketi ile yaptığımız değerlendirme sonucunda AS hastalarının yetiyitimlerinin de sağlıklı kontrole göre daha yüksek olduğu görülmektedir. AS ağırlıklı olarak aksiyel iskeleti ve daha az sıklıkta periferal eklemleri tutar (40). AS omurga eklem hareketlerini kısıtlayarak fiziksel olarak ciddi kayıplara yol açmaktadır. İlerleyen dönemlerde hareket kısıtlılığı artmakta ve solunum kısıtlılığı gelişmesi dolayısıyla fiziksel kapasite daha da azalmaktadır.
Çalışmamızda hastaların yaşam kalitesini SF-36 ile değerlendirmemiz sonucunda ASli hastalarda fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, ağrı, mental sağlık, enerji, emosyonel rol güçlüğü alanlarında kontrol grubuna göre anlamlı düşüklük saptandı. Kronik hastalıkların çoğu yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir (41). AS hastalarında yapılan çalışmalarda yaşam kalitesinde anlamlı azalma saptanmıştır (42,43). AS gibi kronik ağrı sendromları olan hastalar hayatın bir çok alanlarında sıkıntı, olumsuz duygular ve doyumsuzluk yaşarlar (4). AS hastalarının işlev düzeyi ve yaşam kalitesi arasında ilişki olduğunu gösteren birkaç çalışma vardır (6,7,44). Yaşam kalitesinin fiziksel alan puanının işlev kaybı ile güçlü ve sıkı bir şekilde ilişkili olduğu bildirilmiştir (4). Periferik tutulumun fiziksel alan puanını yaşam kalitesinin diğer alanlarına göre daha yüksek oranda etkilediği bildirilmiştir.
Bizim çalışmamızın amaçlarından biri psikiyatrik belirtilerin yaşam kalitesine etkisini araştırmaktı. AS hastalarının BDÖ
puanları ile yaşam kalitesinin bütün alanları arasında, BAÖ puanları ile yaşam kalitesinin ağrı dışındaki bütün alanları arasında negatif ilişki olduğu bulundu. Bu, depresyon ve anksiyete düzeylerinin yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilediğini göstermektedir. Yapılan çok yönlü doğrusal regresyon analizinde BDÖ puanının SF-36nın bütün alanlarına anlamlı etkisinin olduğu, hastalık aktivitesinin ise sadece ağrı alanında etkili olduğu görüldü. Bu bulgu depresyon düzeyinin yaşam kalitesini hastalığın aktivite durumundan daha fazla etkilediğini de desteklemektedir. Daha önce yapılan çalışmalarda da depresyonun hem tek başına hem de diğer kronik hastalıklarla birlikte yaşam kalitesine olumsuz etki yaptığı gösterilmiştir (45-47). Hatta bazı çalışmalarda depresyonun yaşam kalitesini bir çok kronik hastalıktan daha fazla etkilediği bildirilmektedir. AS hastalarında da depresyon ve anksiyete puanları kontrollerden daha yüksek olarak bulunmaktadır. Bizim çalışmamızda da AS hastalarının depresyon ve anksiyete puanları kontrollerden daha yüksek olarak bulunmuştur. Depresyon ve anksiyete belirtileri bireyin yaşamının fiziksel, sosyal gibi birçok alanını etkileyen belirtilerdir. Depresyon motivasyon, enerji, konsantrasyon, kendine güven gibi yüksek düzey işlevleri etkilemektedir. Depresyonun bireyin günlük yaşamına etkisi güçlüdür ve rutin aktiviteler, sosyal roller ve işlevler, öznel iyilik halinde bir çok kronik hastalığa eşit ya da daha fazla kısıtlılık oluşturduğu gösterilmiştir (48-53). Depresyon kronik romatolojik hastalıklarda tedaviye ve egzersiz programına uyumun bozulmasına da neden olabilir.
Depresyon fiziksel ve sosyal alanlarda yetiyitimine neden olmaktadır. Depresyon tedavisi ile birlikte yetiyitimi de düzelmektedir (54,55). Kronik hastalıklarda depresyon kronik hastalığın ortaya çıkardığı yaşam kalitesi azalmasını daha da artırmaktadır (56). Ward, 175 hastalık bir seride eğitim düzeyi düşüklüğünün yaşam kalitesi düşüklüğü ile paralel olduğunu tespit etmiştir (7). Bizim çalışmamızda da eğitim seviyesi ile yaşam kalitesinin fiziksel rol güçlüğü ve emosyonel rol güçlüğü puanları arasında pozitif ilişki olduğu görülmüştür. Eğitim, hastalığın getirdiği sıkıntılarla başedilmesini kolaylaştırabilir. Alternatif yollar, çözümler geliştirilmesinde katkı yapabilir. Özgül ve arkadaşları genç ASli hastalarda yaptıkları bir çalışmada yaşam kalitesini düşük bulmuşlardır (43). Bizim çalışmamızda hastaların yaşı ile SF-36 ölçeğinin ağrı, enerji, mental sağlık ve sağlığın genel algılanması alanlarının pozitif ilişkisi olduğu bulunmakla birlikte, regresyon analizinde yaşın yaşam kalitesine anlamlı etkisinin olmadığı görüldü. ASnin kronik gidişinin olması hastalığın süresi ile yaşam kalitesi arasında ilişki olabileceğini düşündürmekle birlikte, hastalık süresi ile yaşam kalitesi puanları arasında ilişki bulunmadı.
Hasta sayısının yetersiz oluşu ve çalışmanın kesitsel olarak yapılması bu çalışmayı kısıtlayıcı hale getirmektedir. Daha geniş hasta gruplarında, hastaların uzun süreli takiplerinin daha yararlı olacağı görülmektedir.
Sonuç olarak AS seyrinde ciddi psikiyatrik semptomlar görülmektedir. AS, hastaların yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Hastaların anksiyete ve depresyon düzeyleri ile yaşam kalitesi düzeyleri arasında negatif ilişki mevcutttur. AS tedavisinde hedef klinik iyileşme ile birlikte yaşam kalitesinin iyileştirilmesi olmalıdır. Bu hastalarda psikiyatrik problemlerin tedavi edilmesi yaşam kalitesinde önemli artışlar sağlayabilir.
1. Dalyan M, Guner A, Tuncer S ve ark. Disability in ankylosing spondylitis. Disabil Rehabil 1999; 21: 74-9.
2. Arnett FC. Ankylosing spondylitis. In: Koopman WJ (eds). Arthritis and allied conditions. A Textbook of Rheumatology. Baltimore: Willams and Wilkins 1997.
3. Van der Linden. Ankylosing spondylitis. In: Kelley WN, Harris ED, Ruddy S, Sledge CB (eds). Textbook of Rheumatology. Philadelphia, W.B. Saunders Company 1997.
4. Bostan EE, Borman P, Bodur H ve ark. Functional disability and quality of life in patients with ankylosing spondylitis. Rheumatol Int 2003; 23:121-6.
5. Hidding A, van Santen M, De Klerk E ve ark. Comparison between self-report measures and clinical observations of functional disability in ankylosing spondylitis, rheumatoid arthritis and fibromyalgia. J Rheumatol 1994; 21:818-23.
6. Challier B, Urlacher F, Vancon G ve ark. Is quality of life affected by season and weather conditions in ankylosing spondylitis? Clin Exper Rheumatol 1999; 12: 247-55.
7. Ward MM. Health-related quality of life in ankylosing spondylitis: a survey of 175 patients. Arthritis Care Res 1999; 12: 247-55.
8. Zink A, Braun J, Listing J, Wollenhaupt J. Disability and handicap in rheumatoid arthritis and ankylosing spondylitis - results from the German rheumatological database. J Rheumatol 2000; 27: 613-22.
9. Barlow JH, Macey SJ. Gender, depression and ankylosing spondylitis. Struthers GR. Arthritis Care Res 1993; 6: 45-51.
10. Martindale J, Smith J, Sutton CJ ve ark. Disease and psychological status in ankylosing spondylitis. Rheumatology 2006; 45:1288-93.
11. Karan A, Özcan E, Aydın R ve ark. Ankilozan spondilitli hastaları değerlendirmede kullanılan skalaların karşılaştırılması. Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Dergisi 1999; 2:18-22.
12. Taylor AL, Balakrishnan C, Calin A. Reference centile charts for measures of disease activity, functional impairment and metrology in ankylosing spondylitis. Arthritis Rheum 1998; 41: 1119-25.
13. Calin A, Garrett S, Whitelock H, ve ark. A new approach to defining functional ability in ankylosing spondylitis: The development of the Bath Ankylosing Spondylitis Functional Index. J Rheumatol 1994; 21: 2281-5.
14. Garrett S, Jenkinson T, Kennedy LG et al. A new approach to defining disease status in ankylosing spondylitis: The Bath Ankylosing Spondylitis Disease Activity Index. J Rheumatol 1994; 21: 2286-91.
15. Ketenci A. Bel ağrılarında fonksiyonel değerlendirme. Bel ağrısı tanı ve tedavisi. Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Dergisi 2002; 6: 73-83.
16. Mahler DA. How should health-related quality of life be assessed in patients with COPD? Chest 2000; 117: 54-7.
17. Garrett S, Jenkinson T, Kennedy LG, et al. A new approach to defining disease status in ankylosing spondylitis: the Bath Ankylosing Spondylitis Disease Activity Index. J Rheumatol 1994; 21: 2286-91.
18. Karatepe AG, Akkoc Y, Akar S, Kirazli Y, Akkoc N. The Turkish versions of the Bath Ankylosing Spondylitis and Dougados Functional Indices: reliability and validity. Rheumatol Int 2005; 25: 612-8.
19. Beck AT, Ward CH, Mendelson M et al. An inventory for measuring depression. Arch Gen Psychiatry 1961; 4: 561-71.
20. Hisli N. Beck Depresyon envanterinin geçerliliği üzerine bir çalışma. Psikoloji Dergisi 1988; 22:118-26.
21. Beck AT, Epstein N, Brown G ve ark. An inventory for measuring clinical anxiety: psychometric properties. J Consult Clin Psychol 1988; 56: 893-7.
22. Ulusoy M, Şahin NH, Erkmen H. Turkish version of the Beck Anxiety Inventory: Psychometric properties. J Cogn Psychother 1998; 12: 163-72.
23. Derogatis LR. The Brief Symptom Inventory (BSI): Administration, Scoring, and Procedures (2nd ed) (Manual II). Baltimore, Clinical Psychometric Research1992.
24. Şahin NH, Durak A. Kısa semptom envanteri (Brief Symptom Inventory-BSI): Türk gençleri için uyarlanması. Türk Psikoloji Dergisi 1994; 31: 44-56.
25. Şahin NH, Durak-Batıgün A, Uğurtaş S. Kısa Semptom Envanteri: Gençler için Uyarlanması. Türk Psikiyatri Dergisi 2002; 13: 125-35.
26. Stewart AL, Hays RD, Ware JE Jr. The MOS Short-form general health survey. Reliability and validity in a patient population. Med Care 1988; 26: 724-35.
27. Kaplan İ. Yarı kırsal bir sağlık ocağına başvuran hastalarda ruhsal bozuklukların yetiyitimi ile ilişkisi. Türk Psikiyatri Dergisi 1995; 6: 169-79.
28. Ware JE Jr, Sherbourne CD. The MOS 36-item short-form health survey (SF-36). I. Conceptual framework and item selection. Med Care 1992; 30: 473-83.
29. Koçyiğit H, Aydemir Ö, Fişek G ve ark. Kısa Form-36nın (KF-36) Türkçe için güvenilirliği ve geçerliliği. Romatizmal hastalığı olan bir grup hasta ile çalışma. İlaç ve Tedavi Dergisi 1999; 12:102-6.
30. Aydemir Ö (1999). Konsültasyon-liyezon psikiyatrisinde yaşam kalitesi ölçümü: Kısa Form-36 (SF-36). Psikiyatri, Psikoloji, Psikofarmakoloji Dergisi 1999; 7: 14-22.
31. Weinblatt ME. Treatments of rheumatoid arthritis. In Kopman WJ. Arthritis and Allied Conditions. Philadelphia: Lippincott Williams&Wilkins 2001.
32. Hider S, Wong M, Ortiz M ve ark. Does a regular exercise program for ankylosing spondylitis influence body image? Scand J Rheumatol 2002; 31: 168-71.
33. Analay Y, Ozcan E, Karan A VE ark. The effectiveness of intensive group exercise on patients with ankylosing spondylitis. Clin Rehabil 2003; 17: 631-6.
34. Kavuncu V. Romatoid artrit etyopatogenezi. Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Dergisi 1998; 5: 66-8.
35. Smith RS. The macrophage theory of depression. Med Hypotheses, 1991; 35: 298-306.
36. Leonard BE. The immune system, depression and the action of antidepressants. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psychiatry 2001; 25: 767-80.
37. Nunes SO, Reiche EM, Morimoto HK, et al. Immune and hormonal activity in adults suffering from depression. Braz J Med Biol Res 2002; 35: 581-7.
38. Maes M. Major depression and activation of the inflammatory response system. Adv Exp Med Biol 1999; 461: 25-46.
39. Alonso J, Angermeyer MC, Bernert S, et al. Prevalence of mental disorders in Europe: results from the European Study of the Epidemiology of Mental Disorders (ESEMeD) project. Acta Psychiatr Scand 2004; 420: 21-7.
40. Ward MM, Kuzis. Validity and sensitivity to change of spondylitis-specific measures of functional disability. J Rheumatol 1999; 26:121-7.
41. Wolfe F, Hawley DJ, Goldenberg DL, et al. The assessment of functional impairment in fibromyalgia (FM): Rasch analyses of 5 functional scales and the development of the FM Health Assessment Questionnaire. J Rheumatol 2000; 27: 1989-99.
42. Ariza-Ariza R, Hernandez-Cruz B, Navarro-Sarabia F. Physical function and health-related quality of life of Spanish patients with ankylosing spondylitis. Arthritis Rheum 2003; 49: 483-7.
43. Özgul A, Peker F, Taskaynatan MA ve ark. Effect of ankylosing spondylitis on health-related quality of life and different aspects of social life in young patients. Clin Rheumatol 2006; 25:168-74.
44. Ward MM. Quality of life in patients with ankylosing spondylitis. Rheum Dis Clin North Am 1998; 24: 815-27.
45. Ravindran AV, Anisman H, Merali Z ve ark. Treatment of primary dysthymia with cognitive therapy and pharmacotherapy: clinical symptoms and functional impairments. Am J Psychiatry 1999; 156: 1608-17.
46. Pyne JM, Patterson TL, Kaplan RM, et al. Assessment of the quality of life of patients with major depression. Psychiat Serv 1997; 48: 224-30.
47. Rapaport MH, Judd LL. Minor depressive disorder and subsyndromal depressive symptoms: functional impairment and response to treatment. J Affect Disord 1998; 48: 227-32.
48. Broadhead WE, Blazer DG, George LK, et al. Depression, disability days, and days lost from work in a prospective epidemiologic survey. JAMA 1990; 264: 2524-8.
49. Kessler RC, Zhao S, Blazer DG, et al. Prevalence, correlates, and course of minor depression and major depression in the National Comorbidity Survey. J Affect Disord 1997; 45: 19-30.
50. Bijl RV, Ravelli A. Current and residual functional disability associated with psychopathology: findings from the Netherlands Mental Health Survey and Incidence Study (NEMESIS). Psychol Med 2000; 30: 657-68.
51. Egede LE, Zheng D, Simpson K. Comorbid depression is associated with increased health care use and expenditures in individuals with diabetes. Diabetes Care 2002; 25: 464-70.
52. Ustun TB, Sartorius N. Mental Illness in General Health Care: An International Study. Wiley 1995, London.
53. Sprangers MA, de Regt EB, Andries F ve ark. Which chronic conditions are associated with better or poorer quality of life? J Clin Epidemiol 2000; 53: 895-907.
54. Ormel J, Bartel M, Nolen WA. Undertreatment of depression; causes and recommendations. Ned Tijdschr Geneeskd 2003; 147: 1005-9.
55. Von Korff M, Ormel J, Katon W, et al. Disability and depression among high utilizers of health care: a longitudinal analysis. Arch Gen Psychiatry 1992; 49: 91-100.
56. Unützer J, Patrick D, Dichr P, et al. Quality adjusted life years in older adults with depressive symptoms and chronic medical disorders. Int Psychogeriatr Med 2000; 12: 25-33.
Ankilozan spondilit, depresyon, psikiyatrik belirtiler, yaşam kalitesi, yetiyitimi, klinik aktivite
