B-ISSN : 1300-0667
E-ISSN : 1309-4866
Yıl: 2003 Cilt: 40 Sayı : 1
Gözden Geçirme
Yıl: 2003
Ay:
Cilt: 40
Sayı : 1
625 kez görüntülendi
Geliş Tarihi
Kabul Tarihi
Lomber Disk Hernisi Nedeniyle Ameliyat Olan Hastalarda Ameliyat Öncesi Anksiyete
Özet

Hatice Güz, Zahide Doğanay, Turgut Güz
 

Amaç: Bu çalışmanın amacı lomber disk hernisi nedeniyle ameliyat endikasyonu konan spesifik bir hasta grubunda ameliyat öncesi anksiyete ve var olan anksiyetenin ilişkili olduğu değişkenleri araştırmaktır.

Yöntem: Bu çalışmaya Samsun SSK bölge hastanesi beyin cerrahi polikliniğine başvuran ve lomber disk hernisi tanısı ile ameliyat endikasyonu konan, gönüllü, rastgele 92 hasta alındı. Hastalara araştırmacılar tarafından geliştirilen bilgi formu, anksiyete düzeyini belirlemek için Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri, ağrı düzeyini belirlemek için ise Visuel Analog Skala (VAS) verildi. Ölçekler ameliyat öncesi 1 ile 3 gün arasında dolduruldu. Bilgi formunda hastanın yaşı, cinsiyeti, eğitim düzeyi, yerleşim yeri, daha önce ameliyat öyküsü olup olmadığı, hastalığına bağlı nörolojik defisitin varlığı sorgulandı.

Sonuç: Sonuçta kadın olma, ağrı skalasının yüksek olması, 8 yıl üzerinde eğitim görme ve nörolojik defisiti olmanın ameliyat öncesi anksiyete düzeyini artırdığı belirlenmiştir.

Tam Metin

Hatice Güz, Zahide Doğanay, Turgut Güz


 

Amaç: Bu çalışmanın amacı lomber disk hernisi nedeniyle ameliyat endikasyonu konan spesifik bir hasta grubunda ameliyat öncesi anksiyete ve var olan anksiyetenin ilişkili olduğu değişkenleri araştırmaktır.

Yöntem: Bu çalışmaya Samsun SSK bölge hastanesi beyin cerrahi polikliniğine başvuran ve lomber disk hernisi tanısı ile ameliyat endikasyonu konan, gönüllü, rastgele 92 hasta alındı. Hastalara araştırmacılar tarafından geliştirilen bilgi formu, anksiyete düzeyini belirlemek için Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri, ağrı düzeyini belirlemek için ise Visuel Analog Skala (VAS) verildi. Ölçekler ameliyat öncesi 1 ile 3 gün arasında dolduruldu. Bilgi formunda hastanın yaşı, cinsiyeti, eğitim düzeyi, yerleşim yeri, daha önce ameliyat öyküsü olup olmadığı, hastalığına bağlı nörolojik defisitin varlığı sorgulandı.

Sonuç: Sonuçta kadın olma, ağrı skalasının yüksek olması, 8 yıl üzerinde eğitim görme ve nörolojik defisiti olmanın ameliyat öncesi anksiyete düzeyini artırdığı belirlenmiştir.


 

Ameliyat öncesi dönemde pek çok nedenden dolayı hastalarda anksiyetenin var olduğu çalışmalarda gösterilmiştir. Hastada, hastalığından kurtulma umut ve beklentisi yanında bedenine zarar geleceği, yaşantısını denetleyemeyeceği ve en önemlisi ölüm korkusunun olması anksiyetenin oluşumuna zemin hazırlamaktadır.1

Ameliyat öncesi dönemde anksiyete düzeyini araştıran yayınlarda hastaların %60-80’inde belirgin anksiyete olduğu saptanmıştır.2,3,4 Anksiyete düzeyi kadınlarda erkeklere göre, yalnız gelenlerde ailesi ve arkadaşları ile ameliyata gelenlere göre, gençlerde yaşlılara göre, kötü anestezi deneyimi olanlarda olmayanlara göre yüksek bulunmuştur. Ayrıca uygulanacak ameliyatın büyüklüğünün de önemli olduğu, örneğin kardiyak ameliyatlarda plastik cerrahi ameliyatlarına göre daha yüksek düzeyde anksiyete olduğu belirtilmiştir.4,5,6

Bu çalışmanın amacı lomber disk hernisi nedeniyle ameliyat endikasyonu konan spesifik bir hasta grubunda, ameliyat öncesi anksiyete ve var olan anksiyenin ilişkili olduğu değişkenleri araştırmaktır.

Yöntem

Bu çalışmaya Samsun SSK bölge hastanesi beyin cerrahi polikliniğine başvuran ve lomber disk hernisi tanısı ile ameliyat endikasyonu konan rastgele 92 hasta alındı. Hastalarda çalışmaya alınma kriterleri olarak;

–          Gönüllü olma,

–          17-60 yaşları arasında olma,

–          En az ilkokul mezunu olma,

–          Halen veya geçmişte psikiyatrik hastalık öyküsü olmaması,

–          Herhangi bir psikotrop ilaç kullanımı veya öyküsü olmaması,

–          Ailesinde veya yakınlarında ameliyat sırasında ölüm öyküsü olmaması koşulları arandı.

Hastalara araştırmacılar tarafından geliştirilen bilgi formu, anksiyete düzeyini belirlemek için Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri,7 ağrı düzeyini belirlemek için Visuel Analog Skala (VAS)8 verildi. Ölçekler ameliyat öncesi 1 ile 3 gün arasında dolduruldu. Bilgi formunda hastanın yaşı, cinsiyeti, eğitim düzeyi, yerleşim yeri, daha önce ameliyat öyküsü olup olmadığı, hastalığına bağlı nörolojik defisit olup olmadığı sorgulandı.

Bulgular

Çalışmaya katılan hastaların 64’ü kadın (%69.5), 28’i erkek (%30.5) idi. Tüm hastaların yaş ortalaması 39.2 (±6.6) yıl idi. Kadın hastalarda yaş ortalaması 39.5±5.5, erkek hastalarda ise 38.7±8.9 yıl olup, cinsiyete göre yaş ortalaması açısından farklılık yoktu (p=0.8).

Durumluk-sürekli kaygı puanları cinsiyete göre incelendiğinde; durumluk kaygı puanı kadın hastalarda ortalama 51.3±3.3, erkek hastalarda 37.7±5.6 idi. Sürekli kaygı puanı ortalaması ise kadın hastalarda 45.8±2.7, erkek hastalarda 38±3.1 olduğu belirlendi. Gerek durumluk, gerekse sürekli kaygı puanlarının kadın hastalarda erkek hastalara göre anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (sırasıyla; p=0.01, p=0.003).

Cinsiyete göre hastaların ağrı düzeylerine bakıldığında kadınlarda VAS ortalama puanı 8.3±1.03 cm, erkeklerde 6.5±0.5 cm olduğu belirlendi. Kadın hastalarda VAS ortalama puanı erkek hastalara göre daha yüksek idi (p=0.01).

Ağrı düzeyi ile anksiyete arasındaki ilişkide ise gerek sürekli, gerekse durumluk kaygı puanı ile VAS ağrı puanları arasında pozitif korelasyon olduğu belirlendi (durumluk kaygı puanı r=0.7, p=0.006, sürekli kaygı puanı: r=0.8, p=0.003). Hastaların eğitim düzeyi 8 yıl altı ve üstü olarak incelendi. Altmış beş kişi (%70.7) 8 yıl ve altı eğitim almış iken, 27 kişinin (%29.3) 8 yıl üstü eğitim aldığı görüldü. Eğitim düzeyine göre anksiyete puanları incelendiğinde, hem durumluk, hem de sürekli kaygı puanının 8 yıl üstü grupta daha yüksek olduğu saptandı (Tablo 1).

Hastaların yerleşim yeri incelendiğinde 68 hasta (%73.9) kentsel, 24 hasta da (%26.1) kırsal kesimden gelmekte idi. Kentsel bölgeden gelenlerde durumluk kaygı puanı 46±7.7, sürekli kaygı puanı 43.3±2.5 iken, kırsal bölgeden gelenlerde durumluk kaygı puanı 45.7±9.9, sürekli kaygı puanı 41.7±7.6 idi. Yerleşim yerine göre hastaların anksiyete düzeyi açısından farklılık olmadığı belirlendi (sırasıyla p=0.9, p=0.7).

Hastalardan 21’i (%22.8) daha önce çeşitli nedenlerden ameliyat olan hastalar idi. Yetmişbir (%77.2) kişide ise herhangi bir ameliyat öyküsü yoktu. Ameliyat öyküsü olan ve olmayanlar arasındaki anksiyete düzeyleri incelendiğinde operasyon öyküsü olanlarda durumluk ve sürekli kaygı puan ortalamaları, olmayanlara göre yüksek olmakla birlikte, istatistiksel anlamlılık olmadığı belirlendi (Tablo 1). Hastalardan 38’inde (%41.3) lomber disk hernisine bağlı olarak nörolojik defisit bulguları var iken, 54’ünde (%58.7) defisit yoktu. Nörolojik defisiti olan hastalarda durumluk kaygı puanı, defisiti olmayanlara göre anlamlı derecede yüksek iken, sürekli kaygı puanı açısından farklılık olmadığı görüldü (Tablo 1).

Tartışma

Yapılan araştırmalarda operasyon tipine göre ameliyat öncesi anksiyete düzeyinin farklı olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, araştırmada tek bir hastalık grubu seçilerek, operasyon öncesi anksiyete düzeyi incelendi. Bu amaçla lomber disk hernisi tanısı alan ve operasyon endikasyonu konan 92 hasta çalışmaya alındı.

Yapılan araştırmalarda kadınlarda ameliyat öncesi anksiyete düzeyinin erkeklere göre daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Bunun nedeni olarak da kadınların erkeklere göre kaygılarını daha rahat ifade edebildikleri ve aileden uzaklaşmanın kadın hastaları daha çok etkilediği ileri sürülmüştür.2-6,9 Bizim çalışmamızda da kadın hastalarda anksiyete düzeyinin erkeklere göre fazla olması literatür bulguları ile uyumludur.

Cauma ve arkadaşlarının ameliyat öncesi anksiyete için risk faktörlerini belirledikleri çalışmalarında, 12 yıl üstünde eğitim süresinin ameliyat öncesi anksiyete için risk faktörü olduğu belirtilmiştir.5 Çoğu yayınlar bu bulguyu desteklemekle birlikte,2-6 bazı yayınlarda eğitim düzeyinin risk faktörü olmadığı bildirilmiştir.10 Bizim çalışmamızda ise 8 yıl üstü eğitim alanlarda, 8 yıl altı eğitim alanlara göre anksiyete düzeylerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Eğitim düzeyi arttıkça hastaların ameliyat risklerini daha iyi değerlendirdikleri ve bunun da anksiyete düzeyini arttırdığı düşünülebilir.

Ameliyat öncesi anksiyete düzeyini inceleyen araştırmalarda yerleşim yeri ile anksiyete arasındaki ilişkiyi inceleyen yayına rastlanmamıştır. Bizim çalışmamızda yerleşim yeri ile ameliyat öncesi anksiyete düzeyi arasında ilşiki bulunmamıştır.

Daha önce ameliyat olan kişilerde ameliyat öncesi anksiyete düzeyinin değişmediğini bildiren yayınlar olduğu gibi,9,11 anestezi deneyiminin erkeklerde anksiyeteyi azaltırken, kadınlarda etkilemediğini bildiren yayınlar bulunmaktadır.12 Bizim çalışmamızda hastalara sadece daha önce ameliyat olup olmadıkları sorgulanmış ve ameliyatın büyük veya küçük olması belirlenmemiştir. Ayrıca daha önceki anestezi deneyimlerinin kötü olup olmadığı da sorgulanmamıştır. Bunlar anksiyete düzeyini etkileyebilecek değişkenlerdir. Bununla birlikte bizim çalışmamızda ameliyat öyküsü olan ve olmayan hastalar arasında anksiyete düzeyi açısından farklılık saptanmamıştır. Nörolojik defisit tüm bireyler için endişe yaratan bir durumdur. Hastanın tekrar eski sağlıklı haline dönüp dönemeyeceği, oluşan defisite göre ne gibi kayıpları olacağı düşüncesi kaygı yaratır.1 Bu nedenle nörolojik defisiti olanlarda kaygı beklenebilir. Bizim çalışmamızda da nörolojik defisiti olan grupta durumluluk kaygı puanı defisiti olmayanlara göre yüksek bulunmuştur.

Ağrı lomber disk hernisinde en önde gelen yakınmalardan biridir. Bununla birlikte ameliyat öncesi anksiyete düzeyini inceleyen çalışmaların çoğu anksiyetesi olanlarda postoperatif ağrının daha fazla olduğu ve bu kişilere daha çok analjezik kullandıkları şeklinde yapılandırılmıştır. Preoperatif anksiyetenin risk faktörlerinde orta veya şiddetli ağrının olduğu da yayınlarda belirtilmiştir. Bizim çalışmamızda da ağrı şiddeti ile anksiyete düzeyi arasında pozitif bir ilişkinin varlığı diğer çalışmalarla uyumlu olarak ağrının anksiyete için risk faktörü olabileceğini düşünmektedir.

Sonuçta kadın olma, ağrı skalasının yüksek olması, 8 yıl üzerinde eğitim görme ve nörolojik defisiti olmanın ameliyat öncesi anksiyete düzeyini arttırdığı belirlenmiştir.








 

1.         Özkan S. Konsultasyon-Liyezon Psikiyatrisi. Novartis Yayınları, 1999, İstanbul.

2.         Badner NH, Nielson WR, Munk S ve ark. Preoperative anxiety detection and contributing fatcros. Can Anesth 1990; 37: 444-7.

3.         Kindler CH, Harms C, Amsler F ve ark. The visual analog scale allows effective measurement of preoperative anxiety and detection of patients’ anesthetic concerns. Anesth Analg 2000; 90(3): 706-12.

4.         Mackenzie JW. Daycase anaesthesia and anxiety. A study of anxiety profiles amongst patients attending a day bed unit. Anaesthesia 1991; 44: 437-40.

5.         Caumo W, Schmidt AP, Schneider CN ve ark. Risk factors for preoperative anxiety in adults. Acta Anaesthesiol Scand 2001; 45(3): 298-307.

6.         Boker A, Brownell L, Donen N. The Amsterdam preoperative anxiety and information scale provides a simple and reliable measure of preoperative anxiety. Can J Anaesth 2002; 49(8): 792-8.

7.         Öner N, Le Compte A. Durumluk-sürekli kaygı envanteri el kitabı. Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, 1985, İstanbul.

8.         Kjellby-Wendt G, Styf JR, Carlsson SG. The predictive value of psychometric analysis in patients treated by extirpation of lumbar intervertebral disc herniation. J Spinal Disord 1999; 12(5): 375-9.

9.         Domar AD, Evertt LL, Keller M. Preoperative anxiety. Is predictable entity? Anesth Analg 1989; 69: 763-7.

10.      Shevde K, Panagopoulos G. A survey of 800 pstients’ knowledge, attitudes and concerns regarding anesthsia. Anesth Analg 1991; 73: 190-8.

11.       Norris W, Baird WLM. Preoperative anxiety study of the incidence and aetiology. Br J Anaesth 1967; 39: 50-9k.

12.       Moerman N, Van Dam FS, Muller MJ ve ark. The Amsterdam preoperative anxiety and information scale. Anesth Analg 1996; 82: 445-51.

13.       Munafo MR, Stevenson J. Anxiety and surgical recovery. Reinterpreting the literature. J Psychosom Res 2001; 51: 589-96.

14.              Trief PM. A prospective study of psychological predictors of lumbar surgery outcome. Spine 2000; 25: 2616-21.



preoperatif, anksiyete, lomber disk hernisi

2013 © Galenos Yayınevi | Her Hakkı Saklıdır. Gizlilik Bildirimi | Erişilebilirlik